Bir Ağaç Büyümesi Kadar

Söğütün dallarının uzandığı bu banka oturmayı bekliyorum bir süredir. Fısıldar belki söğüt bana hikayesini. Bana kalırsa o, bu bahçedeki en göz alıcı ağaç. Fakat kendini biraz yaşlı hissediyor olacak ki dinlenmek için şu banka birkaç dalını sarkıtmış.

 

Şehrin kalabalığından, hayatlarımızın yoğun stresinden, düzensiz kentleşmeden ve trafikten kafamızı çevirmemizle doğayı farkediyoruz. İç dünyamızı olumsuz etkileyen bu faktörleri, bir nebze olsun arka plana atabiliyoruz. Bunun, doğanın peşinden gitmekle ve tefekküre zihnimizde yer vermekle mümkün olabileceğini düşünüyorum. Belki bir saksı çiçeği edinip, bakımını üstlenebiliriz. Veya minyatür ağaçlardan yetiştirebiliriz. (Hatta Japonya’da bu minik Bonsai ağaçlarını yetiştirmek, bir sanat dalı sayılıyormuş.) Bütün bunlar külfetli gelirse bakımlarını hep annelerimize bıraktığımız, salonun köşesinde senelerdir mesken tutan saksı bitkilerini bizzat sulayabiliriz. Evimizi süsleyen bu bitkilerin, toprak değişimlerine yardım edebiliriz. Toprakla yani özümüzle hemhal olmak, onu hissetmek insana iyi gelen bir eylem şüphesiz. Üstelik bu sayede hem annelerimizin gönlünü kazanabiliriz hem de olumsuz enerjilerimizi toprakla nötrleyebiliriz. Bunların hiçbiriyle uğraşmaya imkan bulamayanlar içinse çevrelerine daha dikkatli bakmaları bile yeterli olabilir. Ağaçların gövdelerini, yapraklarını meraklı bir ruh hali ile gerçekten görmeye çalışmak, insanın muhayyilesine birçok şey kazandırır. Ya da koşuşturmamız arasında, başımızı kaldırıp gökyüzüne bakmak, bulutları süzmek hayretle… Her bahar usanmadan açan çiçeklerin harika renklerini ve kokularını içimizin en ücra köşelerinde hissetmek… Doğanın, iç dünyamızı genişletmesi bizim ona karşı ilgimizle doğru orantılı gibi gözüküyor. Yani diyorum ki, farkedelim. Bir dergiyi heyecanla takip eder gibi takip edelim, hayatımızın içindeki doğa harikalarını. En azından çabamız bu güzellikleri idrak yönünde olsun.

 

Bazen yüksek ve kasvetli binalar arasında yaşlı ve heybetli bir ağaç gözüme ilişir. İç dünyamın kasvetini de bir anda yeşillendirir böyle ağaçlar. Derdime, tasama biraz ara… Seviniveririm çaktırmadan. Bazen de alenen gülümserken bulurum kendimi. Ve bence şehir de bana eşlik ediyor bu gibi anlarda. O da renkleniveriyor birden benim nazarımda.

 

Küçük ağaçların olduğu yeni yerleşim yerleri ise içimi burkan bir gerçeklik. Büyük ve yaşlı ağaçların özlemini çekmek gerçeği, yakamdadır hep. Çünkü nefes alırım onların arz-ı endamlarında bulduğum hikayelerle. Fakat bu, küçük ağaçların büyümesine şahitlik etme meselesinden bihaber kılmaz beni. Bu hikmeti görmezden gelemem. Bizzat şahit olduğum bu hikaye beni bir yere ait hissettirenlerdendir.

 

Benim için oralı olmak, orayı yuva bilmek belki bir ağaç büyümesi kadardır.

illegalHafiz

bir takım tanıklıklar