Yumuşak Güç: Eğitim

Bir devletin yer altı yer üstü kaynaklarını alenen sömürmekten daha korkunç olanı o milletin gönlünü ve zihnini sömürmektir. Kaynaklar gelip geçici benlikler, değerler ve kültürler ise kalıcıdır. Maddi zenginlikler kaybedildiğinde yerine getirilmesi veya telafi edilmesi yıllar alabilir ama tekrar yerine konulabilir.

Benliğin veya gönüllerin sömürülmesi veya kaybedilmesi ise bir daha asla geri getirilemeyecek bir felakete sebep olur. Asırlar boyu gelen, süzüle süzüle bir şekil alan kültürün ve bu kültürden doğal milli benliğin kaybedilmesi, sömürülmesi demek o milletin ekonomik olarak ne kadar iyiye gitse de hep bir şeylerinin eksik kalması demektir. Ekonomik olarak mükemmel konumda olduğunuzda bu olguyu çok güçlü bir diğer olgu ile harmanlayıp kuvvetli bir bağ kurmak istersiniz. Bu çoğu zaman tarih ve kültür olur. Kültür olmadan tarih olamayacağına göre, işin ucu yine kültüre dokunur.

Her şeyde kültür var mıdır? Evet, kültür her alanda kendini hissettiren, eksikliği her alanda hissedilen bir olgudur. Bir işe kalkıştığınızda o işi yapış şeklini, yapma düzenini, nasıl yaptığını, neye ve kime yaptığını kültür belirler. Oturma, kalkma, yemek yeme, tuvalet adabı, adım atarkenki kol ve kafa hareketlerini dahi kültür belirler.
Bu derece hayatımızın her alanında etkin ve sürekli karşımıza çıkan kültür denen olgunun, yozlaşması ya da radikal değişiklere uğraması için büyük felaketler ya da uzun projeler gereklidir. Tek başına sömürgeleştirme ve manda gibi idari biçimler yeterli değillerdir. Bir milletin kültürü ve toplum yapısı değiştirilmek isteniyorsa eğitim öncelikli değiştirilmesi gereken alandır.

Ülkedeki eğitime el atıp, müfredatı ve içeriği istenildiği gibi, belirlenen doğrultuda değiştiren güçler uzun vadede bunun sonuçlarını alırlar. Eğitim milletler için en önemli alanların başında gelir. Özellikle ilkokul eğitimi, bireyin ciddi anlamda ilk eğitim safhası olduğu için büyük önem teşkil eder. Bireyin zihin yapısı burada şekillenir. Düşünme ve karar verme, tepki gösterme, alışma-alışmama, disiplin-uyum gibi eğitsel süreçlerin temeli buralardır. Bireyde kalıtsal, değiştirilmesi çok zor karakter yapılarının temeli bu kurumda atılır. Burada dikkat edilmesi gereken yerler içeriklerin seviyesi ve öğretmenlerin bilinçliliğidir. Uygunluk ve sunuş ilkokul için en önemli iki etkendir.

 

 

Lise eğitimi ise bireyin geçiş dönemi olduğu için kritiktir. Birey kazanamadığı kişiliği burada kazanabilir. Daha çok ergenlik çağı, lise eğitiminin sağlıklı bir şekilde verilmesini engellemektedir. Sağlıklı düşünce ve iyi eğitim lise eğitimini verimli hale getirebilir. Bu konuda ilkokuldakinden daha çok görev düşer öğretmenlere.
Üniversite eğitimi ise artık bireyin oturmuş karakteri üzerine inşa edilir. Temel sağlamsa birey yoluna emin adım, temel çürükse birey yoluna yalpalayarak gider. Karakter gelişimi kısıtlıyken, kültürel ilerleme ve birikim sınırsızdır fakat yanlış karakter üzerine inşa edilen bilgi ve edinimler yukarıda bahsettiğim kültürel yozlaşmanın en tehlikeli türüdür. Bilgilidir, delil göstermesini, nasıl savunacağını bilir. Kitleleri etkisi altına alabilirler. ‘Okumuş cahil’ denilen kesimin çıkış noktası burasıdır.

Kültürün değişmesi ve yozlaşması önlenmesi planlanıyorsa bu yalnızca eğitimin idare altına alınmasıyla mümkün olabilir. Eğer bir oluşum bir milleti ebediyen sömürgesi haline getirmesini istiyorsa bunu sadece ve sadece eğitimdeki ipleri eline alarak gerçekleştirebilir. Eğitim bir milletin hassas karnı ve zaaf noktasıdır.