Ateist Kini ve Nefreti

Ateizm, hem dünyada hem de ülkemizde ciddi bir yükselişte. Açıklanan verilere göre dünyadaki ateist oranlarında önemli ölçüde artış var. Nasreddin Hoca, bir gün evine giderken bir adam yanına yaklaşır ve “buradan bir tepsi baklavayla bir adam geçti” der. Nasreddin Hoca “bana ne?” diye cevap verir. Adam bu cevabın ardından “İyi ama sizin eve doğru gitti” der. Nasreddin Hoca da “ O zaman sana ne?” diye cevap verir. Yani mealen, bu bilgilerin herhangi bir bağlayıcılığı bulunmuyor. Dikkat çekmek istediğim konu farklı: Ateist kini ve nefreti. 

Ateizm felsefesini benimsemiş bireyler bu görüşlerini çeşitli mantıksal veya duygusal nedenlere bağlayarak desteklerler. Ülkemizdeki ateizm felsefesini benimsemiş insanların mantıksal veya duygusal nedenlerden ziyade kin ve nefretle bu felsefeyi benimsedikleri konusunda ciddi bir eleştirim var.

Özellikle ülkemizdeki ateistler, yakın çevrelerinde bulunan arkadaşlarından etkilenerek veya şahit oldukları sözde ve sahte müslümanların yaşayış ve inanç sistemindeki aksaklıklar, hatalar ve ikilemler nedeniyle dine karşı büyük bir kin ve nefretle doluyorlar. İçlerindeki his, daha çok öfkeyle bulanmış bir kin. Kin ve nefret. 

Öyle ki inanmadığı dinle sabah akşam uğraşabiliyorlar. Bu, samimilik zırhının dışında bir şey. Bu, ancak kalpte biriken kin ve nefretle olacak bir şeydir. 

Sevgi duymak zorunda değilsiniz ama saygı duymak zorundasınız. Mesela 15 Temmuz’un seneyi devriyesinde okunan gece selaları, ateist kesimde büyük bir nefretle karşılandı. Dine karşı olan bir duruş değil bu. Bu, dini temsil edenlere karşı bir duruş. 

Dinin, bilim ve teknolojiğe zıt olduğunu, İslamın bünyesinde akıl almaz eksiklikler olduğunu kendilerince sabah akşam tartışabilecek kadar kafalarını dinle bozmuşlardır.

Öyle ki ülkemiz ateizminde dahi bir yamukluk var. Çağdaş düşünceyi desteklemesi gereken ateizm, ülkemizde boyut değiştirerek ateistlerin yanlarına çektikleri ile mutlu olmalarını sağlayan muhafazakar bir yapıya dönüşmüştür. Bu bir “conservatism” örneğidir. Korumacı yapı. Kendilerine ne kadar çok aynı düşünceden elemanlar çekerlerse o kadar ‘iyi’ diye düşünüyorlar. 

Kin, öfke ve nefret ateizm inanç felsefesinde önemli bir çark haline gelmiştir. Düşünen, sorgulayan ve en önemlisi sadece kendi tercihleri doğrultusunda ve kin, nefret ve öfke gibi itici güçlere başvurmadan bu felsefeyi benimsemiş ateistleri hariç tutarak ülkemizdeki ateistlerin hemen hemen büyük bir kısmı sırf kendi yakınlarında bulunan arkadaşları ve şahit oldukları dindar görünümlü insanların ikiyüzlülükleri ile dine karşı bir cephe alıyor. 

“Tanrı varsa Afrika’daki çocuklar neden açlıktan ölüyor?” gibi zekası ilkokul çağını geçmeyen soruları soran ateist kesimi ile üniversite ateistlerini belirtmeye bile gerek duymadan ülkedeki ateizm felsefesinin durumunu böyle belirtmekte fayda görüyorum. 

“Ateistler, ülke standartlarının üzerinde bir eğitim seviyesine sahip. Dindar oranı az olan ülkeler daha çok gelişmiş. Milliyetçi duyguları en fazla olan ülkeler aynı zamanda en dindar ülkelerdir.”

Gibi gerçek ama bir dayanak niteliği taşımayan bilgilerle mastürbasyon yapıp egolarını tatmin etme yarışında oldukları için birileri tarafından kendilerine söylenen sözlere de başkalarını suçladıkları “örümcek kafalı” sıfatına harfiyen uyarak karşı gelmekte ve kulak tıkamaktadırlar. İkiyüzlü olmakla itham ettikleri bazı dindar insanlarla da bu cihetten aynı kefede yer alırlar. Görüşlerini bu nedenden ötürü de ciddiye almak hayli zordur. 

Velhasıl bu ülkede ateistin bile omurgalısını, mertini, daha insan olanını bulmak zordur. Bile diyorum çünkü aksini iddia ettiğim sözlere birebir uyduklarını her fırsatta dile getirirler. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: