Ay’ın Aşkı

Ve Ay Güneş ‘e aşık olur.Bundan milyarlarca sene önce Tanrı yaratmaya başlar. 1. gün ışığı , 2. gün göğü , 3. gün denizleri ve karaları ve 4.gün Ay’ı ,Güneş’i ve yıldızları yarattı. Sonra da insanları yarattı. Ama ortada bir düzen yoktu. Tanrı bu düzen için varlıklara bir “duygu” verdi.O da “aşk “tı.
İlk önce karanlık ile ışık birbirlerine aşık oldular.Bu en büyük aşktı.Bunu örnek alan yer ile gök aynı duyguyu hissettiler.Sonra da deniz ve kara bunları aynı şekilde takip etti.Buraya kadar her şey yolundaydı ve alt nesillere iyi örnek olunuyordu. Ve sonra Ay Güneş ‘e aşık oldu.Ama Güneş aynı şekilde düşünmüyordu.Ay her gece Güneş ‘e iyi görünmek için en güzel kıyafetlerini giyip denizde kendine bakıyor ve Güneş ‘in karşısına çıkıyordu ama Güneş kendisinden kat kat küçük olan bu varlığı farketmiyordu bile.Dünya da Ay ona fikrini sorduğunda “Boşuna uğraşma , o seni bilmiyor bile , bu iş imkansız ” dese de Ay vazgeçmiyordu.Ve böylece dünyada “aşk” dışında yeni duygular ortaya çıkmaya başladı. Umut, umutsuzluk, karamsarlık, iyimserlik, azim… İnsanlar da diğer varlıklar gibi üst nesillerdekileri örnek alacaklardı. Ama insan Tanrı’nın en kötü öğrencisiydi. Çünkü örnek almaması gereken davranışları , duyguları en çok benimsedi: umutsuzluk, sevgisizlik, azimsizlik , karamsarlık… Oysa Ay çok kararlıydı , azimliydi, umutluydu…Hepsinden önemlisi çok seviyordu.Bu yüzden diğer duygulara ihtiyaç bile yoktu ; çünkü Tanrı sadece SEV’in demişti…