Gecenin Dostluğu

“Arkadaş rahatça konuşabileceğin, dost ise rahatça saçmalayabileceğin kişidir” der şair. Çok doğru bir sözdür. Peki en iyi dost kimdir? Bir insan olamaz bu en iyi dost. Çünkü insan; egosu, gururu vb. şeylerden dolayı yani kısacası doğasından ötürü bütün içini kendi gibi birine tamamen açamaz. Peki insan degilse kim bu en iyi dost? Tabiki “Gece”. Üstelik gece bir kişinin değil herkesin en iyi dostudur. İnsanin bir dostta aradığı butün özellikler vardır gecede.

Gece; siz ona derdinizi anlatırken bölmez lafınızı.Sonuna kadar dinler. Her zaman yanımızdadır. En önemlisi de ona istediginiz kadar anlatın size cevap vermez.”Ben sana söylemiştim.” “Böyle olacaği belliydi.” gibi sizinde bildiğiniz ama söylendiğinde hoşunuza gitmeyen şeyleri söylemez size. Boşuna motive edip gereksiz umutlandırmaz da.Size bırakır çozümü. Çünkü o da biliyor ki , siz anlattıkça çozümü kendiniz bulacaksınız.Çunkü en doğru, en güzel çözüm budur.Daha da önemlisi gece’ye çok rahat güvenebilirsiniz, kimseye anlatmaz anlattıklarınızı. Peki kim bu gece? Aslında gece; gökyüzünün biz ona içimizi kusalım diye yanında getirdiği siyah bir torbadır. Siyahtır gece zifiridir ki kimse içinde ne olduğunu görmesin. Sonra biz içimizi kusmayı bitirince gökyüzü bu torbayı alır ve boşluğa boşaltır.

Siz dertli olsanız da olnasanız da o her ihtimale karşı getirir yanında torbasını. Ne olur ne olmaz. Peki insan ne yapar? Sadece dert anlatır, hiç “gece” daha doğrusu “gökyüzü” gibi dinlemez. İşte tam da bu yüzden insan “en iyi dost” olamaz asla.” Dost” olur, “en iyi arkadaş” olur en fazla.