Yirminci Yüzyılın İlk Yarısında Almanya ve İtalya

Yirminci yüzyılın ilk yarısı, dünyada iki büyük savaşa tanıklık etmiş, birçok vahşeti, kırımı ve insanlık suçunu beraberinde getirmiş bir dilimdir. Bu yarım yüzyılda pek çok devlet adamı gelmiş ama çokları hep olumsuz icraatleri ile ün salmıştır. Bunlardan ikisi Benito Mussolini ve Adolf Hitler’dir. Siyasi birliklerini bir yıl arayla tamamlamış bu iki ülke daha sonra sömürgecilik yarışında geç kaldıklarını anlamış ve rakipleriyle yarışabilmek için saldırgan politikalar üretmeye başlamışlardır.

Mussolini ve Hitler, Avrupa’daki diğer devletlerin varlıklarını tehdit eden iki devletti. Dış politikada izledikleri stratejiler ve planlar ürkütücü seviyelerdeydi. Almanya’nın, mağlup ayrıldığı Birinci Dünya Savaşı’nın izlerini silmek için giriştiği tüm faaliyetler rahatsız edici bir konumdaydı. Aynı şekilde İtalya da.

1914 yılında Birinci Dünya Savaşı patlak vermiş, Almanya, Osmanlı Devleti’ni de yanına alarak savaşa katılmıştı. İtalya ise bu konuda, Almanya kadar kararlı olmamış fakat daha sonra Mussolini’nin de aralarında bulunduğu aşırı milliyetçi grubun, bu savaşın İtalya için bir kazanım olacağı düşüncesiyle savaşa katılmayı gerekli görmüştür. Nitekim İtalya, İtilaf Devletleri tarafında savaşa katılmış ve savaştan galip ayrılmıştır. Almanya ise savaştan mağlup ayrılmış, ağır anlaşmalar altında ezilmiştir.

Savaştan sonra hem Almanya hem de İtalya, benzer politikalarına devam etmiştir. 1920’lerin başında Mussolini, iktidara gelmiş, 1933’te de Hitler, Almanya’da iktidara gelmiştir. Almanya kaybettiği toprakları ve statüyü tekrar kazanmak amacıyla, tüm kuvvetiyle çalışırken İtalya da gözünü yeni topraklara dikmişti.

Almanya ve İtalya Neden Birbirlerine Yaklaştı

İlerleyen dönemlerde Almanya ve İtalya arasında bir yakınlaşma oldu. Ama öncesinde iki ülke arasındaki farklara ve ideolojilere bakalım.

1-) İtalya faşist bir iktidarın yönetimi altındaydı fakat Almanya, İtalya’daki rejimin çok daha büyük bir varyasyonu altındaydı.

2-) Mussolini, Almanların saf ırk olma idealini, hayali bir kuruntudan ibaret olarak değerlendiriyor ve aynı zamanda Hitler’in bu politikasını uygun bulmuyordu. Buna karşılık Hitler de, İtalya’nın kökenlerinin melez olduğunu savunuyordu ve Mussolini bundan ciddi derecede rahatsız oluyordu.

3-) Hitler, Mussolini’nden ciddi derecede etkilenmiş bir kişiydi. Hatta 1923 yılındaki Birahane Darbesini ondan etkilenerek yapmıştı.
Fakat ilerleyen süreçte, dünya şartları iki ülkeyi birbirine yakınlaştırmış ve sonunda iki ülke kol kola İkinci Dünya Savaşı’nı başlatmıştır. İki ülke neden birbirine yaklaştı? Ortak yönleri nelerdi?

1-) Siyasette Şiddet

İki ülke de özellikle iç siyasetlerinde despot bir yönetim sergilediler. Medyayı ve iletişim araçlarını diledikleri gibi kullandılar. Tamamen korku imparatorluğu iki devletten bahsedebiliriz.

2-) Tamamen Totaliter Bir Yapı

Tüm gücü elinde bulundurma, yargı ve yürütmeyi tek elde toplama gibi özellikleri bakımından iki ülke neredeyse birbirleriyle aynıydı.

3-) Agresif Dış Politika

İki ülkenin de topraklarına başka ülkelerin topraklarını katma idealleri vardı ve iki ülke de kendi kültürlerinin diğer tüm kültürlerden üstün olduğunu düşünüyordu. Bu düşünce yapısı iki ülkeyi de agresif bir dış siyaset izlemeye itmiştir.
1930’lu yıllarda Benito Mussolini ve Hitler birbirlerini çok yakın buldular. İki ülke de aşağı yukarı aynı düşüncelerde toplanmışlardı. Ve iki ülke beraber başladıkları bu yolun sonunda, İkinci Dünya Savaşı’ndan mağlup ayrılmış, iki ülkenin lideri de savaş bitiminde çoktan ölmüştü. Artık İtalya ve Almanya için yeni bir dünya düzeni başlamıştı.