İnsan Kıyafetiyle Karşılanır, İlmiyle Ağırlanır ve Edebiyle Uğurlanır

Edep, ilim ve kıyafet birbirini tamamlayan üç unsurdur. Üç unsurun her biri kendi başına bir insanın imajını kökten kötü edebilecek ya da göklere çıkartacak seviyededir.

Kıyafet burada en ilginç olanı tabi. Kıyafetler bizim yansıtıcımız olan nesnelerdir. Bizleri maddi anlamda temsil ederler. Kötü giyinmiş, pejmürde insanlar bizde ilk görüşte iyi olmayan bir intiba oluştururlar. Belki ilmi ve edebi kıyafetinden yirmi gömlek üstün olabilirdi fakat insan derinliği göremeyecek gözlere sahiptir, insanların iç yüzünü görmek, inancıma yani İslama göre erenlerin ve peygamberlerin yalnızca yapabildiği keramet ve mucizelerdendi.

İlim ise her insanda muhakkak olması gereken, Çin’de dahi olsa gidip alması şart olunan bir üstünlüktür. Üstünlük yalnız takvadadır fakat takva, ilimle olur. Bilmeden bir insanın takva etmesi mümkün mü? Alim olmak kolay değildir. Malumları bilmesi, ilmiyle amel etmesi gerekir.

Edep ise yine bilmekle gerçekleşebilecek iştir. Hakiki manada ilmi olan insanlar edepli olur çünkü ilim, edebi doğurur. Edep, bana göre kıyafetten ve ilimden daha üstün bir davranış biçimidir. İlmi olan insan da hatalar yapabilir ama edepli insan nerede ne yapacağını, neyi yapmaması gerektiğini bilen insandır. İlmi edebini ortaya çıkaran insanlar bilirler ki edep en güzel meyvedir ve en son ulaşılabilecek kademedir.

Mevlana der ki insan kıyafetiyle karşılanır, ilmiyle ağırlanır, edebiyle uğurlanır. Sanırım edep, ilim ve kıyafet hakkında daha fazla cümle kurmaya, sözler sarfetmeye gerek yok. Bir sözden çok daha fazlası.. Bir cümlede bin anlam, her kelimede ayrı bir mana.

Diğer yazılarda görüşmek üzere, Hoşçakalın.