Kültürleme Nedir?

Kültürleme, toplum bilimlerindeki toplumsallaşma ya da geniş anlamıyla eğitim anlamına gelmektedir. Doğumdan ölüme kadar, bireyin toplumun istek ve beklentilerine uyacak şekilde etkilenmesi ve değiştirilmesi. Başka deyişle, bireyin bir kültürün kurallarına, yerlerine veya sınırlarına bilinçli ya da bilinçsiz olarak koşullandırılması sürecidir.

Kültürleme, belirli bir kültürün süreç içerisinde bireylere bilinçsiz olarak uyguladığı bir adaptasyon sürecidir. Ait olunan kültür, kendisini sahiplenen bireyleri zaman içerisinde kendi potasında eritir. Ve bireylerin algısı, örf ve adetleri, dünya görüşü ya da tutum ve davranışları kültür çevresinde değişiklik gösterir.

Kültürleme, soyut bir kavram olan kültür tarafından gerçekleşebileceği gibi devlet eliyle de gerçekleşebilecek sosyolojik bir olgudur. Devletin kültür ve dolayısıyla sosyolojik dengeye el atması her ne kadar yanlış ve sosyoloji disiplinine göre aykırı olsa da devletlerin kültürleme çalışmalarına tarihin pek çok farklı dönemlerinde rastlamaktayız.

Kültür, doğası gereği bireylerini zaman içerisinde belirli bir yere ve noktaya sürükler. Söz konusu bu eğilim, ait olunan kültürün kalıplarına göre değişiklik gösterebilir.

Kültürleme, esasen bir kültürün bireylere uyguladığı  bir sosyolojik baskıdır. Kültürleme, kendi içerisinde bilinçsiz bir asimile politikası yürütür. Söz konusu bu asimile politikası, kültürün kendi özünde var olan genelleyici ilkesinden kaynaklanır.

Her kültür, belirli bir zaman sonra, bireyleri kendi içerisindeki kapılara uygun bireyler olarak yeniden inşa eder. Örneğin kendi ülkesinden ve dolayısıyla kendi kültüründen başka bir ülkeye giden bireyin, gittiği ülkede kendi kültürünü devam ettirmeye çalışması fakat kendi çocukları ya da torunlarının yeni kültür çevresinde yetişmesi “kültürleme” örneğidir.

Kültür, karşı konulmaz bir sosyolojik baskı içerir ve zamanla bireyler ya da milletler, kültürün bu gücü karşısında adaptasyona uğrayarak şekil değiştirirler. Örneğin Orta Asya’dan Anadolu’ya göç eden Türk kavimlerinin zamanla Fars ve Arap kültüründen etkilenmeleri buna bir örnektir.

Kültürü daha güçlü ve daha köklü olan, kendisine dahil olan kültüre fazlasıyla etki eder. Azınlık kültürünün egemen yani genel kültüre etki etmesi zayıf bir ihtimaldir. Tüm toplumlarda bunun örneklerini görmek mümkündür. Kültürün gücünü sayısal olarak ortaya koyacak olursak, bir kültürden diğer kültüre geçen kelime sayısına bakmak gerekir. Örneğin Farsçadan dilimize geçen binlerce kelime varken Türkçeden Farsçaya geçen yüzlerce kelime vardır. Bu tek başına Fars kültürünün Türk kültüründen üstün olduğu anlamına gelmemekle birlikte önemli bir ayırt etme biçimidir. Yine aynı şekilde Arap kültürünün Türk kültürü üzerindeki etkileri göz önünde alındığında bariz bir şekilde Arap kültürünün Türk kültürüne etki ettiği görünmektedir.