Plütokrasi Yönetimi Nedir? Plütokrasi ile Yönetilen Ülkeler

Plütokrasi nedir ve ne anlama geliyor? Plütokrasi ne demek? Daha önceki yazılarımızda çeşitli yönetim biçimlerinden ve bu yönetim biçimlerinin özelliklerinden söz etmiştik. Bu yazımızda ise kısaca “plütokrasi”den söz edeceğiz.

Plütokrasi Nedir?

Plütokrasi, zenginlerin yönetimde söz sahibi olduğu oligarşik bir yönetimdir. Bir ülkede ya da bir idari birimde zenginlerin söz konusu yerlerin yönetimlerinde, kadrolarında, idari ve mülki işlerinde etkili olması plütokrasidir.

İktisadi iktidar olarak da tanımlanabilen bu yönetim biçiminde zengin ve mal sahibi olan kişiler, bir ülkenin herhangi bir politikasına doğrudan yön verebilir. Bunda zenginlerin sahip olduğu ekonomik güç ve o ülkenin hukuki olarak gelişmiş bir devlet olup olmaması etkilidir.

Ekonomik olarak gelişmiş, hukuki olarak da her türlü hakkın devlet tarafından güvence altına alındığı devletler de dahi plütokrasi görülmektedir. Bugün dünya üzerinde yıllık karları ve marka değeri milyarları aşan sayısız kurum bulunmakta. Bu kurumlar, dünya üzerindeki pek çok devletin hazinesinde bulunan toplam paradan ya da bir yıllık ihracat rakamlarından fazla bir paraya sahip. Bu, paranın sahibinin yönetimde de etkili olmasına neden oluyor.

Ekonomi, bugün devletler nazarında önemli bir parametre. Bir devlet her ne kadar otarşik bir düzene sahip olsa da ülke içi dengelerde piyasayı yöneten kesim, paraya hakim olan kesimdir. Plütokrasiyi daha yakından anlamak adına Soner Yalçın’ın Saklı Seçilmişler isimli kitabından bir alıntıyı şöyle paylaşalım:

“Dünya İmparatoru” olan ABD değil, Rockefeller ailesidir aslında! Örneğin: Reagan, Bush, Clinton, Obama veya Donald Trump “ABD Başkanı” değil Rockefeller’ dır asıl başkan! ABD rejimi “plutokrasi” dir. Yani, yönetme erkini maddi açı­ dan üstün birkaç kişinin paylaşmasını öngören oligarşik yönetim biçimidir. Bu, cumhuriyet rejiminden daha iğrenç, monarşiden daha despotik, aristokrasiden daha merhametsiz, bürokrasiden daha bencil bir varsıl yönetimidir!”

Plütokrasi, bugün resmi bir yönetim biçimi olarak kabul edilmese de pek çok ülkenin yönetim şeklidir. Paranın gücün eş anlamlısı olduğu modern dünyamızda zenginlerin de doğrudan yönetimde söz sahibi olmaları olağandır. Paraya ve ekonomiye dayalı tüm sistemlerde olduğu gibi zenginler ve zengin aileler de bir politikacı olmasalar dahi vatandaşı olsun olmasın bir ülkenin politikalarına yön verebilir. Bununla ilgili olarak Jack London’un Demir Ökçe kitabından bir alıntıyı sizlerle paylaşalım:

“ Bugün, Birleşik Devletler’de iktidarın zenginlikle ele geçirildiğini yadsıyamazsınız. Ülkenin toplam zenginliği bu üç sınıf arasında nasıl bölünmüştür? İşte rakamlar: Plütokrasi altmış yedi milyarın sahibidir. Birleşik Devletler’de çalışan nüfusun yalnız yüzde 0,9’u Plütokrasiye aittir, ama buna karşılık Plütokrasi toplam zenginliğin yüzde yetmişine sahiptir. Orta sınıfın elindeyse yirmi dört milyar vardır. Çalışan nüfusun yüzde yirmi dokuzu, bu sınıfa aittir ve bunlar toplam zenginliğin yüzde yirmi beşine sahiptirler. Geriye proletarya kalmaktadır. Bu sınıfın elinde dört milyar vardır. Çalışan nüfusun yüzde yetmişi işçi sınıfından oluşmasına karşılık zenginliğin yalnızca yüzde dördünden yararlanırlar. Baylar size göre iktidar kimin elindedir?

Demir Ökçe, Jack London
Sayfa 156 – Bordo Siyah Klasik Yayınlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir