Preveze Deniz Savaşı

Preveze Deniz Savaşı 1538’de Büyük amiral Barbaros’un emrindeki Osmanlı donanması ile haçlı donanması arasında, preveze limanı açıklarında yapılmış ve dünya savaş tarihine büyük bir destan olarak geçmiştir. O zamana kadar benzeri görülmemiş bu deniz zaferi savaş tarihimizde bütün büyüklüğüyle duracak ve anılacaktır.

Preveze deniz zaferi, Osmanlı Devleti’nin, Avrupa haçlı donanmasını karşı kazandığı muhteşem bir zaferdir. Bu zaferle Avrupa, denizde yine dize getirilmiş ve onu tek temsil eden kumandanların abartılmış şöhretleri tekrar denizin dibine batırılmış, Osmanlı kumandanı Barbaros Hayrettin Paşa’nın şöhreti ise bütün dünyayı sarmıştı. Bir taraftan kanuni sultan Süleyman Han Avrupa işlerinde sancağını dalgalandırırken, diğer taraftan Süleyman paşa Hindistan sahillerine vararak Portekizlileri vuruyor, kaptan-ı derya Barbaros Hayrettin Paşa da Osmanlı donanmasıyla, İspanya sularında ve Akdeniz’de dolaşıyor ve buraları Osmanlı gölü haline getiriyordu bütün bu olaylar, Osmanlı’nın aynı anda birkaç cephede düşmanlarını yenilgiye uğrattığının bir göstergesidir. Avrupa işlerinde sancağını dalgalandırırken, diğer taraftan Süleyman Paşa Hindistan sahillerine vararak Portekizlileri vuruyor, kaptan-ı derya Barbaros Hayrettin Paşa da Osmanlı donanmasıyla, İspanya sularında ve Akdeniz’de dolaşıyor ve buraları Osmanlı gölü haline getiriyordu. Bu noktada başkalarına nasip olmayan bir yetenek Osmanlılara nasip olmuştur.

Preveze Deniz Savaşı 28 Eylül 1538’de büyük amiral Barbaros’un emrindeki Osmanlı donanması ile Andrea Dorya idaresindeki haçlı donanması arasında, Yünan Denizi’nde, Preveze Limanı açıklarında yapılmış ve dünya savaş tarihine büyük bir destan olarak geçmiştir. O zamana kadar benzeri görülmemiş bu deniz zaferi savaş tarihimizde bütün haşmetiyle duracak ve anılacaktır.

Haçlı Donanması Hazırlanıyor

Osmanlıların Akdeniz’deki hakimiyetini sona erdirmek isteyen İspanya kralı ve Almanya imparatoru V. Karl Çok kuvvetli bir donanma hazırlattı. Bu haçlı donanmasına Venedik, Papalık, Ceneviz, Malta ve Portekiz devletleri de harp gemilerini vermişlerdi. Bu büyük donanmanın başına da o zamanın Avrupa’nın en büyük deniz kumandanlarından biri olan İtalyan amirali Andrea Dorya getirilmişti. Haçlı donanmasında 600 harp gemisi, gemiler üzerinde 3000 kadar top ve içlerinde de 60.000 kadar asker vardı. Andrea Dorya’nın Preveze Deniz Savaşı’ndaki bu donanmasına karşılık, Barbaros Hayrettin Paşa’nın 122 çektirisi, 800 kadar topu, 20.000 kadar da Levendi vardı.

Andrea Dorya kumandasındaki müttefik haçlı donanması Akdeniz’de açılırken bütün Avrupa, bekledikleri zafer müjdesinin sarhoşluğu içinde, gurur ve heyecanla çalkalanmaktadır idi. İmparatorlar, krallar, hep birlikte oluşturdukları bu büyük donanmaya bakarken kibirlerinden yerlerinde duramıyorlar:
“Barbaros Hayrettin’e sadece Akdeniz’den değil, tarih sayfalarından da sileceğimiz zaman gelmiştir.” diyorlardı.

İki Donanmanın karşılaşması
Barbaros Hayrettin Paşa emrindeki Osmanlı donanmasıyla 24 Eylül 1538 günü Preveze Limanı’na geldi ve demirledi. Bir gün sonra da Andrea Dorya’nın büyük gemilerinden oluşan kalabalık donanması preveze açıklarında limana iki mil kadar uzaklıkta göründü. Andrea Dorya öncelikle sayıda üstünlüğüne güvenerek, limanda karaya asker çıkarıp Savaşı karadan ve denizden aynı zamanda yapmak istedi. Donanmasının bir kısmı ile bu harekete girişti. Ama Turgut Reis’in emrindeki bir filo bu hantal düşman kadırgalarını karşıladı ve yaptığı hücumda onları geri püskürttü. Andrea Dorya bu ilk çatışmadaki başarısızlığı gemicilerinin beceriksizliğine hamle tti. Bu küçük zafer Osmanlı askerlerinin maneviyatını arttırmış ve Preveze Deniz savaşında daha başarılı olmalarını sağlamıştır..

27 Eylül 1538 sabahı güneşli doğarken Andrea Dorya Donanması, hazırlanan harekât planına göre emir alıp 100 yüzgeri gider gibi göründü. Bu tarafta Barbaros Hayrettin Paşa, Andrea Dorya’nın gemilerinin rüzgâr olmazsa denizin ortasında çakılıp kalacağını, Osmanlı donanmasının ise hafif, çevik ve büyük bir hareket üstünlüğüne sahip olduğunu biliyor, gemilerinin manevra ve atış kabiliyetine güveniyordu. Rüzgârın kesileceği saatlere yakın, limandan çıkarak denize açılmak ve Andrea Dorya’nın donanmasının peşine düşmek istiyordu. Böylece tespit ettiği zaman gelince hemen harekete geçti.

Preveze deniz savaşında Osmanlı donanmasının limanı terk ettiğini ve kendi üzerine doğru geldiğini gören Andrea Dorya:

” Şimdi Barbaros’un gırtlağını ellerime geçirdim diyerek, ani bir dönüş hareketi yaptı. Zaten bunu bekleyen Barboros Hayrettin Paşa, kısa bir zaman içinde gemilerini hilal şeklinde savaş düzenine soktu. Deniz harp taktiklerini uygun olarak yanında oğlu Hasan Reis sağ yanında Salih Reis, sol yanında Seydi Ali Reis, ihtiyatta ve hemen gerilerde de Turgut Reis yerlerini almışlardı. Osmanlı donanmasındaki kaptanlar. Ve amiraller, dünyaca meşhur kumandanlardı. Karşılıklı top atışlarıyla iki donanma birbirine yaklaştı. Rüzgârın Osmanlı donanmasına ters estiğini gören Barbaros, kağıtlara iki ayet-i kerime yazıp gemilerin iki yanını astı. Bir rivayete göre de deniz suyuna serpiştirdi hava o anda sükûnet buldu ve rüzgâr kesildi. Bu olayı Katip Çelebi şöyle anlatır:
” Derhal Paşa’yı gazi hazretleri iki ayet yazıp gemisinin iki tarafına bıraktık da rüzgâr sakin olup bar çalar hareketten kaldı. Kıssadan hisse budur ki Serdar olan namdarlar yalnız cismani sebeplere itimat etmeyip kadir oldukları kadar ruhani sebeplere dahi riayet ve itibar eylemek lazımdır”

Düşman donanmasının yelkenlerini söndüğü görüldü. Andrea Dorya’nın Çok sayıdaki büyük gemileri oldukları yerde çakılı kaldılar. Daha sonra suyun akıntısına kapılıp birbirinin üzerine yığıldıkları görüldü. İşte tam bu sırada Barbaros’un kürek gücüne dayalı hafif çektirileri, düşman donanmasını üzerine atıldı. Önce bu çektiriler haçlı donanmasının küreklerinin biçtiler. Andrea Dorya ne olup bittiğini anlayamadan Osmanlı donanması her taraftan saldırıya geçti. Kürek gücüyle fırtına gibi ilerleyen Osmanlı gemilerinden korkunç bir top ateşi de başladı. Durmadan peşpeşe atılan gülleler ortalığı bir ateş deryasına çevirmişti. Andrea Dorya’nın gemilerinin çoğunda yangın çıkmış, o büyük kadırgalar ve kalyonlar cayır cayır yanmaya başlamıştı. Osmanlı askerlerinin ‘Allah Allah’ sesleri ile ateş içinde kalan düşman ne yapacağını şaşırmıştı. Osmanlı saldırısının da sonu gelmiyordu. Kısa bir zaman içinde haçlı donanmasının ön saflarındaki bütün gemilerin yanmakta olduğu bir kısmının da battığı görüldü. Düşman muhalifleri, haykırışları, yalvarmalar, kurtulma çağrıları içinde boğuluyorlardı.
Osmanlı donanması için bu kaçınılmaz bir fırsattı. Sıra düşman donanmasını çember içine almaktaydı. Fakat Andrea Dorya ve ünlü Venedik Amirali Capella ikinci hattaki kadırgalarını ateş hattına sürerek Osmanlı donanmasını Çember içine almak istediler. Ama bu duruma da Turgut Reis fırsat vermedi. İhtiyattaki gemileriyle ustaca manevralarla bu hareketi önledi. Sıra savaş hattının tam ortasında bulunan Barbarosa gelmişti. Barbaros kuvvetleri, müthiş bir hücumla düşman donanmasını ikiye böldü ve sonra karşısında kalanları da perişan etti. Akdeniz’in üstü çıra gibi yanan düşman gemileri ve suda çırpınan binlerce düşman askerlerinin feryatlar ile dolmuştu.

Preveze deniz Savaşının sonucu belli olmuştu. Andrea Dorya, amiral gemisinde çaresizlik içinde saçını başını yoluyor, dönüyor, hıçkıra hıçkıra alıyordu. Bu sırada akşam karanlığı çökmüş, ama haçlı gemilerinin çıkardığı alevler meşale gibi ortalığı aydınlatıyordu. Bu durumda Andrea Dorya’nın yapacağı tek iş, canını kurtarmak için kaçmaktı. Oda bunu yaptı. Sağlam kalabilen gemilerinin ışıklarını söndürterek çekilme emri verdi. Canını kurtarabilenler arkalarına bile bakmadan kaçtılar.

Bu büyük preveze deniz Savaşı Osmanlılar tarafından kazanıldığı haberi kısa zaman içinde bütün dünyada duyuldu. Avrupa halkı yas içinde kiliselerine çekilmiş, mal ve can kaygısına düşmüşlerdi.

Barboros’un oğlu Hasan Reis süratle Kanuni’nin yanına gitti Sultan Süleyman o sırada Boğdan seferinden dönmekte olup Yanbolu’ya gelmiş bulunuyordu Hasan Reis Kanuni’nin huzuruna çıkıp zafer müjdesini verdi. Kanuni, ellerini kaldırarak Allah’a şükürler ederken bütün memlekette zafer şenlikleri başlamıştı. Yalnız müslümanların değil, dünyada şimdiye kadar yetişmiş en büyük amirallerin üstünde yer alan Barbaros zaferiyle adını tarihin unutulmaz sayfalarına yazdırdığı gibi Akdenizi de artık bir Osmanlı gölü haline getirmiş oluyordu.

Kanuni sultan Süleyman Han, Mohaç’ta Macarlara karşı kazandığı büyük zaferle kara muharebesinde zirveye çıkmış, yine onun devrinde Barboros Hayrettin Paşa da preveze de kazandığı bu zaferle, o zamana kadar erişilemeyecek bir üstünlüğe yükselmiş bulunuyordu. Bu harp sonunda uzun bir zaman Avrupa devletleri başlarını kaldıramaz hale geldiler.

Teknolojik Deli

Montaigne'e çıraklık yapıyordum, kovuldum. Biraz okuduktan sonra neden kovulduğumu anlayacaksınız.