Sadrazam Kime Denir? Görevleri Nelerdir?

Sadrazam hakkında detaylı bilgilere hızlı bir giriş yapmadan önce sadrazam kime denir? ona bakalım.

Osmanlı’da padişahtan sonra devlet yönetiminde söz sahibi en önemli kişiler sadrazamlardır. Osmanlı Türkçesindeki şekli ile vezir-i azam da denir. Vekil-i mutlaktır padişahın adına çok yüksek yetkilerle hareket eden onun ikinci mührünü alan yani onun adına birtakım emirleri verme yetkisine sahip kimsedir. Muharabe meydanında Serdar-ı Ekrem payesiyle gider ise kendisine tuğra çekilmiş ferman yazabileceği boş kağıtlar verilir.

Hiç şüphe yok ki Osmanlı sadrazamları çok önemli bir konudur. Devlet demek sadece padişah değil ondan daha fazla başbakandır. Bu bütün monarşilerde böyledir. Kanuni çok zekidir, sanatçıdır fakat piri Mehmet Paşasız, Sokollu Mehmet paşasız düşünmek mümkün değildir.

19. yüzyıl Türkiye tarihi büyük ölçüde sadrazamların işidir ve II. Abdülhamid döneminde sadaret makanına gereken saygı duyulmadığından sonun başlangıcı bu şekilde olmuş diyebiliriz. Bab-ı Ali Osmanlı hükümetinin adıdır bütün yabancı dillerde diplomatik raporlarda sadrazamın ofisinden bahsedilir. Buradan da sadrazamların ofisinin Dünya politikasına yön verdiğini söyleyebiliriz.

Çok yüksek miktarlarda gelire sahiptir. Kendisine bağlanan has sayısı çok fazladır. Padişahtan aldıklar yevmiyeler fazladır. Fakat bunların rüşvet olduğu çıkarımını yapmanın yanlış olacağını da unutmamalıdır. Bir takım tayinlerden resmi olarak aldığı pişkeşler çok yüksektir ve bu elde edilen gelir ile de kendi personelini besler.

19. yüzyıl sonuna kadar sadrazamın ofisindeki çok kimseler devletin anonim bütçesinden geçinen görevliler olmayıp sadrazamın has çalışanlardır. Ancak II. Abdülhamid yıllarında barem kanununda yapılan düzenlemeler ile bugünkü gibi bir başbakanlık sistemi ortaya çıkmıştır.

Bazı görüşler Türk sadrazamların devşirme sınıfından olduğunu ve bunun Türklük ile alakası olmadığını söylüyor. Rakamlara baktığımız vakit ve bu kimselerin yaptıklarına baktığımız zaman tamamiyle tersi bir sonuç çıkmıştır.

Osmanlı sadrazamlarının içinde abaza asıllı olanların %60 ı azd %20 si katl edilmiştir. Bunun sebebi padişah ile geçinemediklerinden dolayıdır. Burada şunu da söyleyip hakkını vermeliyiz ki %20 si de şehit olmuştur. Kafkas kökenli sadrazamların şehit olma oranları daha yüksek olduğu görülmüştür.

Örneğin Lala Mehmet Paşa Ladiklidir ve IV. Murad’ın Bağdat seferinde  surların önünde şehit düşmüştür. Babası da safaviler Bağdat’ı istirdat ettiklerinde yine savunurken şehit düşmüştür. Baba oğul iki devletlü de şehit düşmüştür.

Kudretli bu devletlilerin aynı zamanda da son derece sorumlu ve en hafif bir terslikte (özellikle Yavuz Sultan Selim han döneminde görüldüğü gibi) boyunlarına kementin geçtiği bir gerçektir. Dolayısıyla karşımızda kendine özgün bir devlet adamı tipi vardır. Bunların içinde çok bilgili çok edip, enderundan çok iyi yetişenler olduğu gibi, Kemankeş Kara Mustafa paşa gibi, Köprülüzade Mehmet paşa gibi okuma-yazma bilmeyenler de vardır. Hemen şaşırmayın şu önemli bilgiyi de vermezsek eksik olur; Devleti kurtaran Köprülüzade Mehmet Paşadır, IV. Murad’ın son sadrazamı da Kemankeş Mustafa paşadır ön yargıyla bakmak haksızlık olur.

 

Bu sadrazamların içinde devlet için fedakar çalışanlar vardır. Tebriz fatihi Özdemiroğlu Osman paşa gibi. Askere maaş gelmediği vakit deri üzerine mührünü vurup sikke diye dağıtmıştır. Karşılık gelmediği zaman zengin olan babasından kalan servetini harcamakta da bir an bile tereddüt etmemiştir. İçlerinde rüşvetkar olanlarda var ama unutmayalım bunları Tür kanıyla izah etmek mümkün değildir. Sokollu Mehmet paşa Bosna Hersek ülkesinin Sırplılarındandır dahası bir ruhban ailesindendir. Bu zaat ikna yoluyla devşirilmiştir. Yani devşirme emiri ve katipleri yüksek ailelerin çocuklarını almak için aile resini ikna ediyorlar.

Kafanıza takılan veya eksik gördüğünüz bir kısım var ise yazının altına yorum bırakın. Sizin için araştıralım, yazıya dökelim.

 

Teknolojik Deli

Montaigne'e çıraklık yapıyordum, kovuldum. Biraz okuduktan sonra neden kovulduğumu anlayacaksınız.