Türkiye’de Spora Verilmeyen Önem

Türk insanın spora verdiği önem gerek kulüplerin transfer politikasından, gerek insanımızın sporu ne derece yorumladığından ve hangi spor dallarına ilgi gösterdiğinden rahatlıkla anlaşılabilir bir eksiklik konumundadır. Sporu seviyor muyuz? Spora önem veriyor muyuz? Sporu sadece holiganlık olarak mı görüyoruz? Spor sadece futbol ya da basketboldan mı ibarettir?

Profesyonel branşların yani futbolun, basketbolun veya voleybolun dışında ülkecek değer verdiğimiz bir spor dalı daha var mı? Sporu sadece bu birkaç branştan ibaret görmek elbette ki üzüntü verici. Futbolla yatıp futbolla kalkan, transfer haberlerini okuyup dedikodu yapan veya stada gidip taşkınlık yapan bir kültür oluşturup daha sonra o kültürün adına spor demek ne derece doğrudur bilemeyiz.

Sporun her alanında, adil bir şekilde gösterilmeyen ilgi, ülkemiz insanlarının sporu bireysel bir uğraş olarak görmelerine sebep olmuş oysa temsil etme açısından bir bilim insanı kadar önemli olan sporun bu kadar göz artı edilmesi, sözde spora ilgi gösteren bir topluma yakışmayan hareketlerdir.

Mesela geçtiğimiz yıllarda önce Galatasaray’ın daha sonra ise Beşiktaş’ın uyguladığı politika Basketbol şubelerine ayrılan bütçeyi kısıp o bütçeden ayrılan parayı da futbol şubesine yatırmak oldu. Bir alandan kısıp diğer alanda başarılı olmuş bir takım varmış gibi kulüp yöneticileri bu kararları aldılar. Tabi başarı ortada. Galatasaray basketbol şubesi, Eurolig’te hezeyana uğradı. Bir önceki senenin Eurocup Şampiyonu olan kulüp yerlerdeydi.

Öte yandan bu eksik ilgi, amatör branşlardan yetişen sporcuların kalifiyesiz ve yeteneksiz birer sporcu olanlarına zemin hazırladı. Kaldı ki profesyonel branşlarda da durumun aynısı olduğunu söyleyebiliriz. Potansiyel olarak bu kadar güçlü olup, inatla kullanmayan başka bir ülke var mı? Güney Amerika ülkeleri Dünya Kupalarında bizlere ders verir gibi oynarken biz sadece güzel oyunlarını alkışlıyoruz.

Devlet politikası haline gelmeyen bir teşvik, Türkiye’de ne kadar geniş çapta yapılırsa yapılsın tutmuyor ve bir moda halinde gelip geçici, uçucu, geçici oluyor.

Spora verilmeyen önemi son olarak Sincan Kaymakamlığının milli güreşçiye verdiği hediyeden anlıyoruz. Sadece futbola ilgi gösterip, futbolda başarılı olsak onda da başarılı olamayacağız ve bu gün gibi ortada. Geçmişteki başarılarının yıl dönümlerini kutlayan kulüplerimiz var. Yetinme, o bize yetercilik var. Bu bize yeter, bu ayıp hakikaten bize uzun yıllar yeter.

Ecnebi sporlara hadi önem vermiyoruz. Peki bu ata sporlara verilmeyen önem? Onlara ne demeli? Bunlar bizim yaşatmakta zorunlu olduğumuz sporlar. Gençlerin önünü tıkamak onları daha kalifiyeli ve yetenekli sporcular yapmaz. Bilakis önlerini açmak, teşvik etmek onları kalifiyeli ve yetenekli yapar.

Ülkemizde ne yazık ki spora verilen önem ve teşvik ya sporun taşıdığı başka anlamlara ya da başka kollara veriliyor. Spor, temsil etmek; ülkeyi tanıtmak, ülkenin itibarını yükseltmek demektir. Peki biz bunları düşünebilir ve konuşabilir haldeyken sırf bu işle mükellef olan insanlar ne yapıyor? Bu konuda hiç mi kafa yormazlar? Ya da al parayı, gerisine karışma diye bir düşüncenin içinde midirler? Velhasıl yozlaşma her yerde.