Uyuyunca Geçmiyor

Uyuyunca geçmeyecek acılarınız ve uyuyunca bir şeyler değişmeyecek hayatımızda. Tek değişen sadece saatler ve takvim yaprakları olacak ömrümüzün. Rakamlar değişecek, günler değişecek ama acılar, söylenmemişlikler değişmeyecek uykularımızda. Kabul etmeliyiz artık çocuk değiliz. Dişimiz ağrıdığında uyumak isterdik nasıl olsa acımızı soracak birileri başımızda olurdu ama ya şimdi? Yaralarımızı kendimiz sarmaya çalışıyor, kör kütük tedavi ediyoruz kendimizi.

Hayatı stepne lastiğiyle idare etmeye çalışan külüstür bir araba gibi en yakın lastikçi dükkanını bulmaya çalışıyor, bu arada benzin ibaresinin yanıp yanıp söndüğüne şahit oluyoruz ve en yakın yer ufukta gözükmüyor. Uyumak istiyoruz ve bu sadece vakit kaybı oluyor.

Örneğin bir itiraf edilememişlik hastalığına düşüyor, bir türlü söylemiyor, derdimizi anlatmıyor ya da derdimizi anlatsak kimsenin bize yardımcı olamayacağını düşünüyoruz ve yine uyumak istiyoruz ama uyku çözüm değil sadece takvim yapraklarından bir yaprak daha koparıyor ve yine bir önceki güne biçimsiz, okkalı bir küfür savuruyoruz.

Uyuyunca geçecek sanıyor, yanılıyor, yine uyuyor; uyanıyor ama bazı şeylerin yerinde saydığını anlıyorsunuz. Kirasının ödenmesini bekleyen bir ev sahibi, dönem borcunu yatırmanızı bekleyen bir banka gibi bekliyor başınızda acılar; bir yere taşınmıyorlar. Siz gitsin istiyorsunuz ama o sizi çok seviyor. Sonra, sonra çocuk olmayı istiyor; çocukluğunuza derin bir özlem duyuyorsunuz; ömrünüze bakıyorsunuz, yaşıtlarınıza bakıyorsunuz, küçüklerinize bakıyorsunuz ama bir anlam veremiyor sadece bakıyor ve yine bakıyorsunuz. Nereye gidiyordu bu insanlar? Artık somut bir şeymiş gibi birilerinin de sizde bir acı yükünü gördüğünü hissediyorsunuz.

En acı olan da bu; nedir acın? Çekecek kadar, derdi olacak kadar bir acı işte. Neden diğerlerinde yok? Neden insanlar bu kadar mutlu? Boşa verin. Tavsiyedir: Acılar kıyaslanmaz ve yine tavsiyedir: Acılar uyuyunca geçmez.