Yavuz Sultan Selim, Sadi Bey, Kurtbay ve Tumanbay’ın Konuşmaları

Kurtbay Ridaniye Savaşı’ndan sonra Kahire’de eve gizlenmişti. Aramalara rağmen sığınağı bulunamadı. Sonunda dostlarından biri vasıtasıyla ve affedileceği vaadiyle gizlendiği yerden Padişah’ın huzuruna getirilmesi mümkün oldu. Onunla Padişah arasında şu konuşma geçtiği söylenir:

Yavuz Selim kendisine önce şunu sorar:

”Şimdi senin yiğitliğin nerede?” Kurtbay şu cevabı verir:

”Yiğitliğim daima bakidir.” Sonra konuşma şu anlamda devam eder:

”Orduma ne yaptığımı bilir misin?”

”Pek güzel biliyorum.” (Ridaniye Savaşı’nda son Memlüklü sultanı Tumanbay Veziri Azam Sinan Paşa’yı, Alanbay Mahmut Beyi Kurtbay da Ali Bey’i şehit etmişlerdi)

”Tumanbay ve Alanbay ile yapmaya cesaret ettiklerinizden hayret ediyorum. Benim vezir-i azamımın hayatına mal olan cüretinizin akıllı bir hareket olduğu söylenemez.”

Kurtbay, bu konuşma sırasında hazır bulunan bazı beylerin hainliği hakkında da ağır sözler harcadığından sonucunda cellatlar elinde cezasını bulmuştur.

Tumanbay, Hasan Meri tarafından Yeniçeri ağası Ayas’a teslim edilir ve Ridaniye Savaşı’ndan sonra aylarca saklandığı Cize’den elleri bağlı bir şekilde Yavuz Sultan Selim’in otağına çağrılır. Yavuz, Tumanbay’ın gelmekte olduğunu işitince ”Elhamdülillah, işte şimdi Mısır fethedilmiş oldu” dedi. Tumanbay, Padişahı saygıyla selamladı. Yavuz da selamını aldıktan sonra oturmasını söyledi. Her ikisi bir süre sessizlik içinde kaldılar. Yavuz söze başlayınca, elçilerini idam suretiyle milletler arası hukuku bozmasından dolayı onu payladı. Tumanbay,birinci suçlamaya karşılık, bunun kendisine baş kaldıran beyler tarafından işlendiği belirterek kendisi temize çıkarmaya çalıştı. Karşı koymaya gelince ve bağlılıktan çekinmiş olması hususunda söz söylemek gerekince bunu da kendisine tevdi edilmiş olan memleketi korumak görevinden doğduğunu açıklamak istedi. Arada başka konular da görüşüldü. Tumanbay’ın;

”Lakin sen bu haksız taarruzdan Cenab-ı Hakkın huzurunda kendini nasıl temize çıkaracaksın?” gibi sözlerine karşı, Yavuz Sultan Selim, bu savaşı ancak ulemanın fetvası üzerine yapmış olduğunu ve Sultan Gavri’nin, Dulkadir beyi katındaki entrikalarını ve İran Şahı ile gizli anlaşmasının; bu savaşın sebebi olduğunu beyan eyledi. Karşılamanın sonunda Yavuz Sultan Selim şimdilik, Tumanbay’ın birkaç gün Ayas Ağa’nın çadırında kalmasını ve kendisine gerekli saygının gösterilmesini emretti. Az bir süre sonra Tumanbay’ın yiğitliği ile şöhret bulmuş arkadaşlarından Sadi Bey de ele geçirildi. Yavuz onunla da şu anlamda bir konuşmada bulunmuştur:

”Dünyayı nasıl buldun?”

”Bir şeye değmeyen bir varlık gibi.”

”Öyleyse değeri bu kadar az olan bir şey için niye dövüştün?”

”Ben dünya için dövüşmedim, Kur’an ve sünnete uymak için böyle hareket ettim. Fakat sen ne hak ile bizim şerefimize, ailelerimize sataştın?”

”Ben sizin üzerinize bir fetva ile yürüdüm. Siz hükümdarlarınıza karşı zalim kesildiniz. Sultanlarınızı kendi keyiflerinize göre tahttan indirip, ya hapseder ya öldürürsünüz.”

”Bu bir iftiradır. Biz Eşref Kayıtbay’a otuz sene itaat ettik. Oğlunu öldürdü isek kanunları çiğnediği için ve böyle bir hükümdarın sebep olabileceği musibetlerden memleketi korumak için öldürdük. Murad-ı ilahi bu idi. Her hayatın sonu ölümdür. Dünya bizim için baki olmadığı gibi, sizin için de baki olmayacaktır.”

Yavuz, Sadi Beye de saygı gösterilmesini buyurdu. Kendisinin de sonradan söylediği gibi Yavuz’un niyeti, Tumanbay ve Sadi Bey’i Abbasi Hanedanı’nın ikinci dalından yirmi birinci halife olan ve Bağdat hilafetinin düşüşünden beri Kahire’de henüz bir iktidar gölgesi gibi yaşayan Mütevekkil hakkında yapacağı tarzda, ya hükumet beratı vererek yahut da hükumetlerini onaylayarak İstanbul’a getirtmekti.


J. Von Hammer, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi, İlgi Kültür Sanat Yayınları, s. 506-507