Yazım, Yazıdan Daha Değerlidir

Bir yazıda ne yazdığınızdan daha önemli olan tek şey o yazıyı nasıl yazdığınızdır. Elbette ki içerikleriniz sağlam, argümanlarınız kaliteli ve okunur olmalı. Bir yazının olmazsa olmaz şartlarının başında içerik, daha sonra format yer alır. Yazınız ne kadar ilgi çekici ve merak uyandırıcı olsa da biçim olarak eksiklikleri olan bir yazı göze batar ve rahatsızlık uyandırır.

Noktalama işaretlerine uymak, büyük-küçük harflerin yazımına dikkat etmek, kesme işareti ile ayrılması gereken cümleleri belirtmek, de ve da eklerinin, ki ekinin yazımını bilmek, tamlamaları iyi kurgulamak, gereksiz yere uzun cümleler kurmaktan kaçınmak veya çok sık kısa cümle tekrarında bulunmamak bir yazıda kesinlikle ama kesinlikle olması gereken ince detaylardır. Mesela, yazı kalitenize ve yazıdaki ustalığınıza güveniyorsanız, uzun cümleler kurun. Bu sizi okuyucu nazarında önemli kılar fakat yazı konusunda bir Ahmet Hamdi Tanpınar ya da Oğuz Atay kadar değilseniz -yarısı kadar da olabilir- uzun cümle kurmaktan uzak durun. Okuyucu genellikle okuduğunu tek seferde anlamayı, yazıyı tek nefese sindirmeyi ister. Sözünü ettiğim ustalık durumunun olmayışı beraberinde okuyucu-yazar arasında iletişim kopukluğunu getirir. Tam tersi kısa cümleler de akıcılık bakımından bir yazıda kusur olarak değerlendirilebilir.

Betimleme yaparken birşeyi tasvir ederken gereksiz yere uzatmak, olmayan ya da hayali imgeler kullanmak, aynı şeyleri tekrar etmek de bir yazı için zararlıdır. Betimleme naif bir şekilde yapılırsa ve anlatılmak istenen şey tüm yönleri ile anlatıldığı takdirde uzun yazılabilir. Örneğin bir manzarayı tasvir ederken uzun cümleler veya sıfatları bolca kullanabilirsiniz fakat bir masayı ya da bir kalemi tasvir ederken betimlemeyi uzun tutmak, gereksizlikten öteye gitmeyecektir.

De ve da ekinin yazımı ise, dikkat edenler için, bir yazıda büyük bir sorun teşkil eder. İstisnalık anlamı veren, bağlaç olan, dahi anlamındaki de her zaman ayrı yazılmalıdır. Ki ekinin yazımı bu denli göze batmazken de ve da ekinin yazımı önemlidir. Kesme işareti ise bir yazıya ayrı bir güzellik katar. Küçük harflerle dolu bir platform ya da yazı sizin okuma kalitenizi düşürür.

Sürekli aynı kelimleri kullanmak da yazıdaki aksaklıkların başında geliyor. Örneğin ‘ifade etti’ kelimesini her sözün ardına söylemek yerine ‘değindi’, ‘vurguladı’, ‘belirtti’ gibi alternatif sözcükleri kullanmak yazının okunurluğu için son derece önemli.

Kelimelerin doğru yazımının önemini sanırım söylemeye gerek yok. Özellikle İngilizce bir terimi yazarken bir sözlüğe başvurulup doğrusunun yazılmasına dikkat edilmeli. Anlatım bozukluğuna sebebiyet verecek sözcük kullanmaktan kaçınmalıyız. Mesela ‘burada bir tezatlık var’ demek bir anlatım bozukluğudur. Tezat hali hazırda ‘zıtlık’ demektir. Bu gibi daha binlerce sözcük dilimize ‘galat’ olarak yerleşmiş ve doğrusu unutulmuştur. Ne demişler ‘galat-ı meşhur, lügat-ı fasihten evladır.’
Yazı önemli, yazım çok daha değerlidir. Yazım, yazıya verilen önemi belirtir. Yazıya değer vermektir. Haliyle kutsal olan yazmak eylemine, yazı işine sanatsal bir bakıştır. Tarz olarak noktalama işaretlerini kullanmayan yazarlar olmuştur hem dünya edebiyatında hem de Türk yazınında fakat ben yazımın yazıdan daha önemli olduğun kanaatindeyim.

Yazının önemi hakkında yazmış olduğum kompozisyonlar, sitede mevcuttur. Yazıyı kutsal sayanlardanım. İlk kalem yaratıldı öyle değil mi?