Kararsız ve Tarafsız Kalmak Mümkün Mü?

Bir konu hakkında kararsız kalmak şüphesiz en kötü duygulardan biridir. Ne yapacağınızı bir türlü belirleyemezsiniz, düşünürsünüz taşınırsınız ama bir sonuca varamaz, bir kapıya çıkamazsınız. Bazen kötü kararlar vermek, en azından kararsız kalmaktan daha iyi olabiliyor.

Taraf tutmak merceği altında değerlendirecek olursak işin çok daha farklı boyutlara ulaştığını gözlemleyebiliriz rahatlıkla. Cemil Meriç’in bir sözü geldi hemen aklıma ‘objektiflik namussuzluktur; ben tarafım, hakkın tarafındayım’ belki duymuşsunuzdur bu sözü fakat epey ağır bir anlamı var. Akıllara şu soruyu getiriyor: İnsan tarafsız olabilir mi? Yani ne olursa olsun, hangi durum ve şartlar altında kalırsa kalsın bir insan, objektifliğinden taviz veremez mi? Bu konu hakkında yazılmış düzinelerce kitap bulunmasına rağmen ben şahsi görüşümü belirtmek istiyorum: İnsan tarafsız kalamaz ve insanda mutlaka bir yön, diğer yönlere göre daha ağır basar. Öncelikle tarafsız kalmak teorik olarak imkansıza yakındır. Tercih anında insan, yetiştiği çevreyi, anne babanın etkisini, okuduğu kitapları hatta yaşadığı coğrafyayı göz önünde tutarak birşeyleri seçmeye koyulur; doğru veya yanlış.

İnsan yaşamı boyunca pek çok şeyin etkisinde kalır. Tam anlamıyla tarafsız kalabilmek için, bir mağarada ömür tüketmek gerekecektir. Bu ise, günümüzün şartlarından zor değil imkansızdır. Etkileşimin ve etkilemenin tüm hüviyetini bünyesinde barındıran insan için bu evet, imkansızdır.

Tarafsız kalmak, bir nevi kararsız kalmaktır ve bu düşünceyi koruyabilmek epey zahmetli bir iştir. Birçok değerden taviz vermeyi gerektirir. Toplumun içinde bulunduğu mekanizmalar insanı daha çok kararsız kalmaya, tarafsız olmaya zorlar. Örneğin siyasi görüşünüzü tam anlamıyla yansıtabilen bir parti yok ve siz de bunun için her seçimde boş oy atıyorsunuz. Ya da tam bir düşünceyi savunmak istediğiniz anda o düşünce hakkında yeni ve o zaman kadar duymadığınız bir bilgi öğrendiniz. Daha sonra da bu görüşü savunmaktan vazgeçtiniz. Aynısı din içinde geçerli. Şu anda moda akımı gibi patlayan izmlerin sonu bitmek tükenmek bilmiyor; nihilizm, deizm, ateizm, agnostisizm. Tüm bunlar kendi kimliğini yansıtamayan ve böylece vicdanını rahatlatamayan insanların bir çare kapısı olmuştur.

Karar vermek hakkında önceki yazdığım yazıda bireysel örnekler üzerinden konuya açıklık getirmeye çalıştım. Bir sonraki yazımda da tarafsız ve kararsız kalmanın sonuçları üzerine değineceğim.

Hoşçakalın