Yumuşama (Detant) Dönemi Nedir?

1960’lı yılların başlarına gelindiğinde dünyada radikal değişimlerin ilk ayak sesleri duyulmaya başlanmıştı. Dünyayı iki kutba ayıran komünist-kapitalist blok, Amerika ve SSCB, bu yıllardan sonra yumuşama ‘detant’ dönemine girmişlerdi. Detant dönemi iki süper gücün diplomatik alanda birbirleriyle uzlaşı içinde oldukları bir dönemdi fakat bu yakınlaşmanın siyasal anlamda rekabetin tamamen sona erdiği anlamına gelmiyordu. İki ülke arasındaki rekabet, bu dönemde de kendisine yakın rejimleri destekleyerek devam etmiştir.

Detant döneminin en önemli gelişmelerinden biri, iki süper gücü karşı karşıya, sıcak savaşın eşiğine kadar getirmiş Küba Krizi’ydi. ABD, Türkiye’ye Jüpiter füzelerini konumlandırmış, bu atağa karşı ise SSCB, müttefiki olan Küba’ya uzun menzilli, güdümlü nükleer füzeleri yerleştirmiştir. Bu restleşme, iki süper güç arasında nükleer bir savaşın olma ihtimalini ve aynı zamanda küresel bir savaşın patlak verme ihtimalini gün yüzüne çıkarmış oldu. Dönemin ABD başkanı Kennedy ve SSCB lideri Kruşçev bir araya gelerek uzlaşma sağladılar. Buna göre ABD, Türkiye’den Jüpiter füzelerini çekecek, SSCB de Küba’ya yerleştirdiği güdümlü füzeleri kaldıracaktı. Olası bir nükleer tehdit ve savaşa karşı Washington-Moskova arasında doğrudan iletişimi sağlamak amacıyla ‘’kırmızı hat’’ kuruldu.

İki ülke arasında nükleer silahların sınırlandırılması konusunda ilk somut anlamda ilk adımlar 60’lı yılların sonlarına doğru atıldı. Bu çerçevede 1969 yılında başlatılan Stratejik Silahların Sınırlandırılmasına İlişkin Tedbirler, (SALT) oldu. 3 yıl süren görüşmeler neticesinde iki ülke arasında Stratejik Silahların Sınırlandırılmasına İlişkin Tedbirler (SALT-1) anlaşması ve Anti-Balistik Füze Anlaşması imzalandı. Salt-1 Anlaşmasının hemen ardından iki ülke arasında SALT-2 adıyla yeni bir görüşmeler dizisi başladı.

Helsinki Konferansı

SALT-2 Görüşmeleri devam ederken Avrupa’da önemli bir gelişme yaşandı: Helsinki Nihai Senedi. 35 Avrupa ülkesinin yanı sıra Kanada ve ABD’nin de katıldığı Avrupa İş Güvenliği Konferansı’nda (AGİK) Doğu ve Batı bloğu ülkelerinin genel ilişki ve ilkelerinin belirlendiği Helsinki Nihai Senedi ortaya çıkmıştı. Bu senede göre;

Devletlerin toprak bütünlüğüne saygı, iç işlerine karışmama, uluslararası meselelerin barışçıl yollarla çözümü ve self determinasyon gibi ilkeler teyit edilmiş, insan haklarına vurgu yapılmıştı. Aynı zamanda imzacı devletler iki ülke arasında devam eden nükleer silahsızlanma görüşmelerinin devam etmesini, iki ülkenin ticari ilişkilerinin gelişmesi gerektiğini belirtmişlerdi. Helsinki Nihai Senedi’nin en önemli noktalarından biri de iki süper gücü insan hakları yönünde karşı karşıya getirmiş olmasıdır. Buna göre ABD, SSCB’yi insan haklarına saygılı olmamakla itham ederken, SSCB de ABD’yi diğer ülkelerin iç işlerine karışmakla suçluyordu.

SALT-2 Görüşmeleri de yine SALT-1 Görüşmeleri gibi olumlu sonuç verdi. 1979’da karara varılan Stratejik Silahların Sınırlandırılmasına İlişkin Tedbirler-2 (SALT) yine aynı yıl SSCB’nin Afganistan’ı işgal etmesiyle suya düşmüş ve Amerikan senatosu anlaşmayı onaylamamıştır. İlerleyen süreç ise İkinci Soğuk Savaş Dönemi’ni doğurmuştur.

Detant döneminin diğer önemli gelişmesi Mısır ve İsrail arasında,  ABD gözetiminde imzalanan Camp David Antlaşması‘ydı. Henry Kissenger’ın ünlü mekik diplomasisi ile iki ülke arasında bir mutabakata varılmıştı. Anlaşmaya göre Mısır, İsrail’i tanıyacak; İsrail Sina Yarımadası’ndan çekilecekti. Anlaşma Mısır’ın Arap dünyasındaki liderliğinde büyük sarsıntı meydana getirdi. İlk kez bir Arap devleti, İsrail’i tanımış oldu. Filistin toprakları işgale açık bırakıldı.

Arkası dönük olan Enver Sedat, İsrail bayrağının hemen önünde Menahem Begin ve en sağda Jimmy Carter

Aynı zamanda detant döneminde Türkiye’nin Kıbrıs’a bir hava harekatı ihtimali olmuş fakat bu dönemin ABD başkanı Johnson tarafından ünlü ‘’Johnson Mektubu’’ ile engellenmiştir. Bu durum, iki süper gücün sınırlarının ötesinde hala birtakım rejimlerin karşısında durdukları, yalnızca kendine yakın rejimleri desteklediklerini göstermektedir.