Amerikan İkiyüzlülüğü

”İkinci hedefimiz, terörü himaye eden rejimlerin Amerika’yı ve dostlarımız ile müttefiklerimizi kitle imha silahlarıyla tehdit etmelerini önlemektir. Bu rejimlerden bazıları 11 Eylül’den bu yana oldukça sessizdirler. Ancak onların gerçek mahiyetlerini biliyoruz. Kuzey Kore, vatandaşlarını açlığa mahkum ederken füzelerle ve kitle imha silahlarıyla silahlanan bir rejimdir. İran, saldırgan biçimde bu silahları edinmeye çalışıp terör ihraç ederken, seçilmiş olmayan birkaç insan İran halkının özgürlük umudunu baskı altında tutmaktadır. Irak, Amerika’ya karşı düşmanlığıyla övünmeye ve terörü desteklemeye devam etmektedir. Bu gibi devletler ve onların terörist müttefikleri dünya barışını tehdit etmek üzere silahlanan bir şer ekseni meydana getirmektedirler.”

George Walker Bush‘un 29 Ocak 2002 tarihinde yapmış olduğu bu konuşma ”şer ekseni” söyleminin ilk kez kullanılması ve ABD’nin başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünyada terörle mücadele eden ilahi güç olması bağlamında oldukça önemli bir konuşmadır. Fakat George Bush’un yukarıda adından söz ettiği ülkelerle yapılan konuşmanın tarihinden önce ve hemen sonraki ilişkilerine baktığımız zaman ortada büyük bir ikiyüzlülük olduğunu görüyoruz. Konuyu üç ülke ve ABD eksenli olmak üzere anlatmakta fayda vardır. Şöyle ki;

İran

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush’un terör ihraç eden ülke olarak bahsettiği İran’a 1980-1988 yılları arasında aralıklarla devam eden ve milyonlarca insanın ölümüne sebep olan İran-Irak Savaşı’nda silah satmış ve savaşın son zamanlarında İran’ın imdadına yetişmiştir. Üstelik o dönemler İran ve ABD’nin diplomatik ilişkileri Rehine Krizi ve Humeyni darbesi ile iyice bozulmuştu. Madem terör ihraç eden ülke İran’dı, ABD neden 16 sene önce terör ihraç eden ülkeye (İran’a) müttefiki olan İsrail aracılığıyla tonlarca silah sattı? Ayrıca bkz. (İrangate Skandalı) (Rehine Krizi)

Irak

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush’un Amerika’ya karşı düşmanlığıyla övünmeye ve terörü desteklemeye devam etmekle suçladığı Irak ile 1990’lı yıllar boyunca sürekli bir mücadele içinde olmuştu. Saddam Hüseyin‘in Rusya’dan aldığı Scud füzelerinin uçlarına kimyasal başlıklar taktığı doğruydu. Peki Amerika neden kimyasal silah kullanmakla suçladığı Saddam rejimini Körfez Savaşı’nda saatler içinde imha ettiği ordusuyla beraber yok etmedi? Sebebi Saddam’dan çekinen diğer Arap ülkelerine bol miktarda mühimmat satıp gelir elde etmekti. 9 sene önceki Saddam ve Irak’la 29 Ocak 2002’deki Irak ve Saddam arasında herhangi bir fark yoktu. O halde şunu söyleyebilirdik: Amerika terörden rant etmişti. Ayrıca bkz. (Amerika Körfez Savaşından Ne Kazandı?)

Kuzey Kore

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George Bush’un vatandaşlarını açlığa mahkum etmek, füzelerle ve kitle imha silahlarıyla silahlanan bir rejim olmakla suçladığı Kuzey Kore ile siyasi ilişkileri çok da masum değildi. Kore yarımadasında Kuzeye karşı Güney Kore’yi destekleyen ve Güney’de ABD yanlısı bir hükumet dahi kuran Birleşik Devletler iç savaşlar ve çatışmalarla iki ülkeyi asla birleşmemek kaydıyla ikiye bölmüştü. Bu bölünme de elbette ki komünist SSCB’nin de büyük etkisi vardı.

Tüm bu yaşanan olaylar ve söylemlere baktığımızda ABD’nin uluslararası arenada pragmatist ve makyavelist politikalar izlediği apaçık ortadadır. 11 Eylül Saldırılarından sonra start alan müdahaleler, işgaller ve operasyonların hiçbiri gerçek anlamda ABD’nin terörü bitirme amacıyla yapılmamıştı. Zira Bush’un 29 Ocak 2003’teki konuşmasının üzerinden çok geçmeden 20 Mart 2003’te Irak, Amerika Birleşik Devletleri’nce işgal edilecekti.