Birilerini ve Bazı Şeyleri Neden Yüceltiriz?

Maddeye uluhiyet yüklemek, onu gereğinden fazla büyütmek anlamlarına gelen yüceltmek birçok açıdan, kitlelerin hataya sürüklendiği bir olgunun yanlış tasviridir. Yüceltmek, beşerin başkalarında bulduğu ya da gördüğü birtakım özellikleri ya da yetenekleri, abartmak, onları ayrı bir kategoride değerlendirip, benzer veya yakınlarıyla kıyaslamaya sokmamasıdır.

Yüceltmek, çoğu zaman gereksiz ve anlamsız bir eylemdir. Bir insanı, kişiliği, kurumu veya markayı sevebilir hatta ona bağlılık gösterebilirsiniz fakat sevme eyleminin şiddeti veya miktarı, sizin bazı şeylere ‘uluhiyet’ yüklemenize sebep olmamalı.

Uluhiyet yüklediler maddeye
Şeytanla, Allah’ı karıştırdılar

Abdurrahim Karakoç’un bu mısrası, yüceltmek eyleminin ya da girişiminin ne kadar kötü sonuçlar doğuracağını, iki zıt kutbu da karıştırabilecek seviyelere getirmesini anlatır. Halbuki ak ile kara birbirinden farklı şeylerdir. Birilerini ya da bir şeyleri yüceltirken, sevgimiz o kadar bizleri yanıltır ki gerçekler bazen bizlere bir şeyler ifade etmez.

Yüceltmek eyleminin en kötü sonucu budur. Yüceltirken, karıştırmak veya bocalamak kaçınılmazdır. Ne kadar birilerini seviyor ya da bazı şeylere hayranlık duyuyorsak duyalım, kişilikler de maddeler de gelip geçicidir. Sistemler çöker, kişiler ölür, maddeler yok olur giderler. Geriye insanın mahcupluğu, pişmanlığı ve keşkeleri kalır.

Bir futbol takımını destekleyebilir, bir siyasi parti liderini sevebilir, bir insan için gerekirse ölebilirsiniz. Duygusal bağla kurulmuş her ilişki, iki tarafın da samimiyeti ve iadesi olmazsa, sönmeye ve bitmeye mahkum olacaktır. O yüzden bazı şeylere ve bazı kimselere sıkı sıkıya bağlanıp, kaybettiğinizde üzülmek yerine, ömrünüz boyunca bin defa da kaybetseniz, sizden bir şeylerin eksilmeyeceği değeler kazanın, bilgiler öğrenin.