Çalkantılı Süreç: Haçova Öncesi

İran şahı olan II. İsmail’in zehirlenerek ölmesi sonucu Osmanlı bunu fırsat bilip İran’a savaş açmıştı. Osmanlı tahtında o dönemde III. Murat bulunuyordu. Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa bu savaşın gerçek anlamda bir sonuç getirmeyeceğini ve savaşın başarılı olsa dahi İran halkının boyunduruk altına alınamayacağını defalarca söylemesine rağmen sözlerinden bir sonuç çıkmadı ve Osmanlı ile Safeviler arasında 12 yıl sürecek bir savaşlar dizisi başlamış oldu.

Savaşların sonunda Osmanlı galip geldi ve iki devlet arasında 1590 yılında Ferhatpaşa Antlaşması imzalandı. Osmanlı Devleti doğuda en geniş sınırlarına ulaşmış oldu.

Sokullu’nun haklı olduğu daha sonraları anlaşılacaktı. Osmanlı 12 yıl süren bu savaşların getirdiği maddi yükümlülüklerin altında kaldı. Osmanlı ekonomisinin gidişatı uzun yıllar boyunca iyiye gitmeyecekti. Sokullu Kıbrıs’ın fethinin Avrupalıların dikkatini çekeceğini bunun daha sonraki bir tarihte yapılması gerektiğini söylemiş fakat bu sözleri dikkate alınmamıştı. Kıbrıs’ın fethinin akabinde Osmanlı donanması 1571’de İnebahtı’da Haçlılar tarafından bozguna uğramış, Osmanlı deneyimli ve de eğitimli 20.000 askerinin eksikliğini uzun yıllar boyunca derinden hissetmiştir.

On altıncı yüzyılın son çeyreğinden itibaren İspanya ve Portekiz İmparatorluklarının Amerika kıtasından getirdiği altınları Avrupa pazarına sokması ekonomide yüksek enflasyonu ve sonrasında büyük mali krizi doğurdu. Kriz İspanya ve Portekiz İmparatorluklarının sonunu hazırladı ve bu iki sömürge imparatorluğu önce Portekiz sonra İspanya olmak üzere tarihe karıştı.

Osmanlı ekonomisi büyük bir tehdit altında kaldı. Büyük ve küçük ölçekli işletmeler iflasın eşiğine geldi. Bundan Osmanlı Devleti içerisinde yaşayan halk da doğal olarak etkilendi. Osmanlı hazinesi belki de tarihinde hiç bu kadar boş kalmamıştı.

Osmanlı İmparatorluğu için sonun başlangıcı böylelikle başlamış oldu. Osmanlı uzun yıllar boyunca önce bozulan ekonomisini düzeltmeye daha sonra bozulan askeri yapısını ıslah etmeye ve bu arada meydana gelen isyanları bastırmakla uğraştı. Tabi İran ve Avusturya ise boş durmuyor tıpkı Osmanlı’nın yaptığı gibi onlar da düşmanının en zayıf anını her an kolluyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir