Evlilik Meselesi

Zorunlu evlilikler ve beraberinde gelen mutsuz birliktelikler, şu dünya hayatında bir insanın başına gelebilecek en talihsiz olayların başında, en tepesinde yer alıyordur zannımca. Öyle ki bir ömür boyu sevmediğiniz veya sevmek zorunda olduğunuz birilerine karşı adını dahi kıyamadığınız bir duygunun içene hapsoluyorsunuz. Örneğin bu hapsoluş, çocukla birleşince iyice girdaplı bir hal alıyor ve sizi o bataklıktan çıkaramıyordu.

Neticesi ne olursa olsun evliliklerde mutsuz olan tarafın yürünmesi, ruhi bir bunalıma sebep olur. Nihayet, Raif Efendi gibi bir romana konu olmaktan başka bir şey değildir.

İlginizi Çekebilir:  Mücadele Etmenin Retoriği

Bir romana konu olursunuz sadece ve birileri sizden bahseden o romanı okuduklarında gözlerinde en fazla bir iki damla yaş birikir. Bir gün sürer sende acısı, ya kendisi ve yaşanmışlıkları?

Öyle ki, evliliğin basit bir toplumsal olay olduğu yönünde ciddi eğilimler ve keskin inançlar söz konusu. Halbuki evlilik, bir insanın başına gelebilecek en önemli dönüm noktasıdır. Bir ömür boyu, yalnızca bir insana sadakat göstermek ve onunla koca bir hayat sürmek neticesinde “saçma” gelebiliyor.

Kaldı ki insan, evleneceği kişiyi kendi elleriyle, kendi koymuş gibi bulamıyor. Kader size bazen tam zıt fıtratınızda birilerini çıkartıyor ve sizden o insana tam teşekkül biat etmenizi emrediyor.

İlginizi Çekebilir:  The Panapticon, Jeremy Bentham

Evlilikler, bir toplumun yaşantısını değiştirdiği gibi bir kavmin veya ulusun da kaderini değiştirebilecek güçte sosyolojik vakadır. Örneğin yaş farklarının gözetilmediği ve kadının bir meta olarak kullanıldığı medeniyetlerde evliliklerin daha çok kadının kocasına riayet etmesi biçiminde tasvir edilir. Bu ataerkil bir düzenin sonucudur.

Oysa evlilik ne salt ataerkil ne de salt anaerkil bir düzenin içine konularak yorumlanacak bir konu da değildir üstelik. Evliliğin bu tartışmalı havası, onu özellikle Sanayi Devrimi sonrası şekillenen toplum yapısında daha sorgulanan bir kurum haline getirmiştir.

İlginizi Çekebilir:  Kültür ve İhtiyaç

Örneğin evlilik önceden neslin devamı ve birtakım menfi istekler doğrultusunda harekete geçirilen eylemler olmasına karşın günümüzde evliliğin geçmişe oranla çok daha farklılaştığını ve anlam kazandığını söyleyebiliriz. Bunda kadının iş hayatına girişi ve toplumsal düzende temel karar alıcılardan biri olmasının rolü ise yadsınamaz derecede büyüktür.

Tüm dinlerde evlilik teşvik edilmiş ve evlilik bir statü olarak idealize edilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ko cuce