Halı Desenlerinin Anatomisi

Halılarla ile aramız mükemmeldir millet olarak. İki kolumuzu önde bağlamış, gözlerimizi bir noktaya sabitleyip, hipnoz olmuş gibi saatlerce bakarız anneler ya da babalardan gelen uyarılara, nasihatlere ve karşı çıkışlara.

Salondaki vazoyu kırdığımızda, komşu çocukları ile beraber haylazlık yaptığımızda, karnede 5 asker getirdiğimizde halılar bizim yegane dostumuz olur. Aslında birşeyleri hak etmişizdir halılara bakıyorsak. Demek ki halıya bakılacak bir iş yapmışızdır. Halılar ki kimi zaman çift çizgili, kimi zaman yatay şeritli, bazen geyikli, bazen de işlemeli olur. Dakikalarca hatta saatlerce baktığımız olur. Kıvrımlarını, detaylarını inceleriz. Senelerdir evinizin tabanını süsleyen halıların anatomisini ilk defa bu anlarda inceleriz. Bazen olur ki labirent gibi kıvrım kıvrım uzanan halıları, bulmacalarda yer alan enteresan çıkış yolu bulmak gibi inceleriz. Alternatif çıkış yolu üretiriz kendimize. Şuradan girsek, şurdan çıksak, o yol kapalı, geri dön gibi binlerce komutu beynimizde işleriz.

Sonra irkiliriz birden. Halılardan kısa bir süre gözlerimizi ayırırız. Bilin ki o zaman sorular geliyordur. Neden bu kadar zayıf var? Neden kırdın o vazoyu? gibi sorularla muhatap oluruz fakat içimiz bir türlü o sorulara cevap vermek istemez. Gerçi kimse bu sorulara makul bir açıklama yapamaz. Dinleriz güzel güzel, kafa sallarız haklısın manasında, sonra tekrar halımıza döneriz. Sonra tekrar bir çıkış noktası bulmaya koyuluruz.

Konuşma biter, nasihatlar diner ve en sonunda kalkarız oturduğumuz koltuklardan fakat ince bir bakış atarız saatlerce baktığımız halılara. Ne hayaller kurmuşuzdur o desenlerin içinde ve enteresan olanı kalkar kalkmaz koltuktan veya kanepeden unutuveririz hemen kurduğumuz dünyanın insanlarını ve koşarız biryerlere hemen ya bir vazoyu tekrar kırmak için ya da yan komşunun çocuğu ile haylazlık yapmaya.

Büyüyünce artık halılar bir obje olmaktan çıkar ve insan halıya bakmadan da saatlerce düşünür, anlamsız anlamsız bakar ve bu halının zararsızlığı gibi değildir. Halı çünkü masumdur ve zarar vermez bir arkadaştır ziyadesiyle. İlerleyen dönemde halı çıkar hayatımızdan sonra önemsiz haylazlıklar ve en sonunda küçük dertler çıkar. Geriye büyük dertler, gerçekten saatlerce düşünülmesi gereken sıkıntılar kalır.

Halının masumiyeti bambaşka. Aptal aptal bakıverir suratlarımıza. Sanki yıllarca baksak anlamını çözemeyecekmişiz gibi. Sanki kendisinden başka sırrını kimse bilemeyecek gibi. Keşke diyorum keşke baktığımız sadece halılar olsa, üzerinde kafa yorduğumuz tek şey halının anlamsız desenleri olsa. Her yıl halılar biraz daha çıkıyor hayatımızdan ve biz biraz daha üzülüyoruz yaşantımıza, saatlerce bakmak durumunda kaldığımız durumlarımıza…