Her Dediğin Doğru Olsun Ama Her Doğruyu Söyleme

Halkla ilişkilerde genel geçer bir tabir vardır: Her dediğin doğru olsun ama her doğruyu söyleme. Doğruların yeri ve zamanı geldiğinde söylenmesi gerekir. Erken öten horozun başını kestikleri gibi her dediği doğru olmayan bir iletişimcinin de fişini çekerler. Kim? Kitleler aracılığıyla idari kadrolar. İdari kadrolar sadece resmî bir aşamadır.

Kitleleri ikna etmek için kullanılan methodlar vardır. Aristo bize bunu asırlar önce bildirmiştir. Kişiliğinizi kullanabilir, mantıklı argümanlar sunabilir ya da duygusal içerikler üretebilirsiniz. Tabi bu saydığımız yöntemleri uygularken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta yalan söylemekten kaçınmaktır. Eğer mükemmel bir yalancı olsanız da kimsenin aklına gelmeyecek yalan senaryoları üretseniz dahi müşterinize yalan söylemekten kaçınmanız gerekir. Her dediğiniz doğru olmalı fakat her doğruyu da söylememelisiniz.

Müşterileriyle arası iyi olan tüm kurumlara baktığımızda kurum ile tüketici ya da marka ile müşteri arasında salt şeffaflık olmasa da bilgi alışverişinde gizli saklı bir bilgiye yer olmadığını gözlemleriz. Müşteri her zaman kendisine sunulan bilgilerin ya da tanıtılan bir hizmetin önünü arkasını; sağını solunu bilmek öğrenmek ister. Kısacası müşteri, her şeyi tüm gerçekliğiyle, karanlıkta kalmayacak bir şekilde öğrenmeyi ister.

Gerçek bilginin sağlanmaması kısa vadede olumsuz sonuçlar getirmeyebilir fakat uzun vadede hem kurum hem de kişi açısından sıkıntılı bir süreç başlayacaktır. Yalanın ortaya çıkması, kurumun kimliğinde ciddi bir zedelenmeye yol açacaktır. Sorumlular ise işten çıkarılma ya da uzaklaştırma gibi olumsuz zorlamalara maruz kalacaktır.

Doğruluk ve dürüstlük, sözünün eri olma klasik halkla ilişkiler yöntemidir fakat etkisi ve toplum üzerinde yarattığı algı, tartışılmayacak kadar büyük bir öneme sahiptir. Yeni halkla ilişkiler tanımını yapacak olursak daha çok yenilikçi ve güven duygusuna yöneliktir. Bu karşılıklı güven duygusu ise daha çok klasik Halkla İlişkiler prensipleri ile uyum göstermektedir. Yani kısaca bir iletişimciyseniz ya da Halkla İlişkilerciyseniz insanlara güven duygusunu aşılamak gerekir. Eğer güven duygusu varsa tüm iletişim kanalları açılabilir.

Her şeyin özü, uzun lafın kısası tüm iş ağzınızdan çıkacak sözlere bakar. Yalan kesinlikle kabul edilemez bir şeydir. O yüzden her dediğiniz doğru olsun ama her doğruyu söylemeyin.