Karşılık Beklemeden Sevmek

Sevmenin binbir çeşit farklı varyasyonları olmasına rağmen bana göre en kutsal olanı karşılıksız sevmektir. Herhangi bir çıkar, menfaat ya da fayda gütmeden, saf ve doğal sevmek, sevmelerin en güzeli ve en özelidir. Biraz sabır ister, biraz fazla samimiyet ve bir miktar da alçakgönüllülük ister.

Cemil Meriç şöyle der: “İyilik eden karşılık beklediği an; tefecidir. Aynısını sevmek için de kullanabiliriz. Sevdiğinizde muhakkak karşılık bulacaksınız diye kesin bir kaide yoktur. Bazen bir yıl sürer, bazen on yıl, bazen de bir ömür bekleseniz gerçekleşmez, karşılık alamazsınız. Ama karşılık alamadım diye sevmekten vazgeçilebilir mi?

Karşılıksız sevmek sadece bir insanı değil, bazen kuşları, bazen kedileri, bazen de ağaçları sevmek demektir. Şimdi siz bir ağacı sevdiğinizde, ağacın size karşılık vermesi mümkün mü? Elbette ki hayır. Bin asır boyunca sevseniz de ağaç size karşılık vermeyecektir. Ama bu sizin ağaçlara olan yaklaşımınızı değiştirmemeli.

Bence biz insanoğlunun en büyük sorunu da bu. Sürekli bazı şeylerden karşılık bekleyerek, kendimizin sevgi miktarı oranınca hatta fazlasıyla karşılık bulmayı, değer görmeyi arzularız. Örneğin çöldeki bir bitkiye, her gün avuçla su götürülebilir mi? Bir yere kadar. Fakat bir yerden sonra her iş gibi bu işlem de sıradanlaşacak ve bitecektir. Devamlı olabileceğimiz, bir şeyi sürekli sevebileceğimiz olgular, alternatifler üretmeliyiz. Yani ne olursa olsun, her koşulda bir şeyi ya da birilerini sevecek olalım.

Elbette ki insanlar için böyle idealler ve hedefler bulmak çoğu zaman imkansıza yakın oluyor. Yani öyle birilerini bulmak hayatta bir ya da iki kez karşımıza çıkıyor. Bazı şeylerin oranı ise biraz daha fazla. Örneğin muhabbet kuşu, bilirsiniz dili yoktur, konuşamaz ve siz bunu bildiğiniz için ona müthiş bir sevgi gösterirsiniz. Hatta bazı insanlardan bile daha fazla.

Bir insanı karşılıksız sevebildiğimiz gibi bir muhabbet kuşunu da karşılıksız sevebiliriz. Yeter ki sevmeye değer birilerini bulalım.

Hoşçakalın