Kültürel Emperyalizm Nedir?

Ekonomik sömürü yoluyla refah ve zenginliğin Batı’ya taşındığı ve aynı zamanda sömürülen coğrafyanın Batı tarafından yönetildiği sömürgecilik çağı, eski sömürge ülkelerinin önemli bir kısmının İkinci Dünya Savaşı’nın arkasından bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte sona ermiştir. Fakat sömürgeciliğin sona ermiş olması ve bu ülkelerin bağımsızlıkları kazanması, Batı ve eski sömürge ülkeleri arasında asimetrik güç ilişkisini bitirmemiş ve bu durum, birçok araştırmacı tarafından “yeni sömürgecilik” olarak adlandırılmıştır. Yukarıdaki ifade post kolonyal teorinin ilk açık ifadesidir. Aynı zamanda kültürel emperyalizmin de ilk açık ifadesi bu ifadedir. Ekonomik sömürü yoluyla zenginleşen emperyalist devletlerin, sömürge sonrası, siyasi ve kültürel nüfuzlarını devam ettirme çabalarının tümüne ”kültürel emperyalizm” adı verilmektedir.

Kültürel emperyalizmde, sıklıkla telaffuz edilen ifade ”evrensellik‘tir. Evrensel olma, sömürgeci emperyalist güçlerin sömürge devletler üzerindeki nüfuzlarını artırmakta ve onları kendilerinden bağımsız bir siyasi, kültürel, ekonomik ve askeri inisiyatiflerine müsaade etmemektir.

Kültürel emperyalizm, emperyalist güçlerin daha az güçlü ya da gelişmemiş ülkelere kendi ”evrensel” kültürlerini empoze etme çalışmalarının genel bir ismi olarak da karşımıza çıkar. Söz konusu çalışmaların içinde medyanın etkin kullanımı ve özel şirketlerin hususi çalışmalarının da rolü yadsınamaz derecede büyüktür. Emperyalist devlet ya da global kültürel değerleri tek başına bünyesinde barındırmayı başaran devletlerin bu sayede kültürel bir hegemonya oluşturdukları da ortadadır.

Kültürel emperyalizmin bariz göstergelerinden biri de yine söz konusu ülkelerde özellikle genç kuşakta meydana gelen ”utanma” ve ”kendi, öz kültürünü yadsıma” olarak karşımıza çıkar. Bu sayede öz kültüre karşı bir düşmanlık ve onu saf dışı bırakarak kendilerine yabancı olan bir kültürü benimseme gayreti içinde olunur. Bu konuda toplumculuk yani communitarianism’in öne sürdüğü görüşler oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Şöyle ki;

Toplumculara göre, Kozmopolitan kuramcıların ileri sürdüğü kapsayıcı ahlak ve ”küresel adalet” gibi kavramlar ve bireyi merkeze alan evrensellik fikri, toplumlarda ciddi sorunlara neden olmaktadır. Onlara göre, fazla önemsenen bir evrensellik anlayışı farklı kültürlerin değerlerini göz ardı ederek bir tür kültürel emperyalizme hizmet etmektedir. Toplumculara göre, küreselleşme süreciyle birlikte artan iletişim ve ulaşımın bazılarının iddia ettiği gibi olumlu bir eğilim olarak algılanması ve bunun dünyada bir tür kültürel homojenleşmeye hizmet edeceği düşüncesi, Soğuk Savaş’tan sonra dini, milliyetçi ve etnik siyasetin ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Kültürel emperyalizmin belirli bir noktada asimilasyonu ve ötekileştirmeyi doğurduğunu da rahat bir şekilde söyleyebiliriz. Bu sayede evrensel olarak güçlü olan bir kültür, yerel kültürleri bir süre sonra içine alarak onu sindirir ve yok eder. Bu sayede tek tip bir dünya düzeni, görüşü ve anlayışı hakim olacaktır. Evrensel kültürün içeriği ise yine belirli noktalarda emperyalist gücün isteği doğrultusunda şekillenecektir.

Kültürel emperyalizmin daha iyi anlaşılması için aşağıdaki yazarlar ve ilgili kitapları sizlere yardımcı olacaktır.

Edward W. Said

  • Şarkiyatçılık (1978)

Franz Fanon

  • Siyah Deri
  • Beyaz Maskeler
  • Yeryüzünün Lanetlileri

Samuel Hungtington

  • Medeniyetler Çatışması (1996)