Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in Osmanlı’ya İhanetinin Arka Yüzü

Şerif Hüseyin’in Osmanlı’ya ihanet edip etmediği, İngilizlerle işbirliği yapıp Osmanlı’ya isyan edip etmediği konusu Türk tarihinin en çok konuşulan başında gelmektedir. Mekke emiri Şerif Hüseyin‘in beraberindekilerle birlikte Osmanlı Devleti’ne karşı bağımsızlık savaşında bulunduğu, bu süreç içerisinde İngilizlerle işbirliği halinde olduğunu bilmekteyiz. Şerif Hüseyin’in Osmanlı Devleti’ne isyan etmesi ve isyanın sonucunda Arabistan coğrafyası olmak üzere neredeyse tüm Ortadoğu’nun Osmanlı hakimiyetinden çıkması ile sonuçlanan I. Dünya Savaşı ve öncesinde yaşanan gelişmelere bakalım.

İngilizlerle İrtibata Geçişi

1892-1908 yılları arasında Hicaz bölgesinden uzaklaştırılarak İstanbul’da yaşamaya mecbur bırakılan Şerif Hüseyin, II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesinin ardından başa geçen İttihat ve Terakki Fırkası yöneticileri ile arasın açıldı. Bozulan bu ilişkilerin ve Abdülhamit’in sürgün edilmesinin ardından Şerif Hüseyin İstanbul’dan Mısır’a kaçtı. Oğlu Abdullah (daha sonra Ürdün Kralı olacak) vasıtasıyla buradaki İngiliz birlikleriyle irtibata geçti. Şerif Hüseyin’in İngilizlerle ilk ilişkisinin Mısır’a gelmesiyle başladığı bilinmektedir.

Şerif Hüseyin

McMahon’la Yazışmaları

Şerif Hüseyin 14 Temmuz 1915 tarihinde Mısır’da bulunan İngiliz Yüksek Komutanı McMahon‘a bir mektup yazmış ve bu mektupta aralarında Mersin-Adana, Birecik-Urfa-Mardin gibi şu anda Türkiye sınırları içerisinde olan bölgeler ve İran sınırına kadar olan tüm yerleşim birimlerinin ileride kurulacak bir Arap ülkesi sınırlarına dahil edilmesi, bu ülkenin de tanınması koşuluyla Türklere savaş ilan edip, İngilizlerle iş birliği yapacağını iddia etmişti.

Şerif Hüseyin’in McMahon‘la yazışmalarının ardından İngilizlerin sözünü arkasına almış ve aralarında ünlü İngiliz ajanı Lawrence‘in de etkili rol oynadığı Arap İsyanı‘nı başlatmıştı.

Şerif Hüseyin’e tüm Arap ülkelerinin mutlak krallığı ve İslam Halifeliği sözü verilmesine rağmen İngilizler tarafından yarı yolda bırakıldı. Şerif Hüseyin savaştan sonra kurulan İngiliz ve Fransız mandalarının yanı sıra Versaille Antlaşması‘nı da kabule yanaşmadı ve İngilizlerle arası açıldı. Halifeliğin TBMM tarafından 1924 kaldırılmasının ardından kendisini halife ilan etti fakat başta Suud ileri gelenleri ve Arap ülkeleri olmak üzere halifeliği tanınmadı. Suud Krallığı‘nın kurucusu Abdülaziz Bin Suud İngilizlerle anlaşarak Şerif Hüseyin’i Hicaz bölgesinden çıkardı. İngilizler Şerif Hüseyin’i teskin etmek amacıyla oğlu Ali‘ye Hicaz Krallığını; Abdulah‘a Ürdün Krallığını ve son oğlu Faysal’a ise Suriye ve Irak Krallığı’nı verdiler. Bir türlü istediklerini alamayan Şerif Hüseyin asırlardır yan yana yaşadığı Osmanlı’ya ihanetinden hiçbir fayda görememiş ve en nihayetinde İngilizler tarafından Kıbrıs‘a sürgüne gönderilmiş ve 1931 yılında Ürdün Kralı olan oğlu Abdullah’ın yanına gelerek onun yanında ölmüştür.

Şerif Hüseyin bin bir vaatle İngilizler tarafından ihanet etmesi yönünde kandırılmış ve ihanetinin ardından  kendisine vaat edilenleri istediğinde ise İngilizler ona ”kendilerini yanlış anladığını” söylemişlerdi. Böylece Şerif Hüseyin Ortadoğu’da başlayacak olan büyük istikrarsızlıkların fitilini ateşlemiş olacaktı. İhanetinin en büyük üzüntüsü, kendi dininden olmayan İngilizlere güvenip asırlardır yan yana yaşadığı Osmanlı Devleti’ne isyan etmesiydi. Ortadoğu’nun kaderi böylece bir Arap milliyetçisi ve İngiliz aşığı Hüseyin tarafından bir daha değiştirilmesi mümkün olmayacak şekilde çizilmiştir.

Konuyla alakalı diğer makaleler;

Araplar Osmanlı’ya Neden İsyan Etti? İsyanın Arka Planında Neler Vardı?

Sykes-Picot Antlaşması ve Ortadoğu’nun Kaderinin Belirlenmesi

 

Kaynakça;

Zeine N. Zeine, The Struggle for Arab Independence, Caravan Books,1977, s. 10-11

 Altan Tan, Hz. İbrahim’in Ayak İzlerinde Ortadoğu, Çıra Yayınevi, 2016 s. 241-245