Sykes-Picot Antlaşması ve Ortadoğu’nun Kaderinin Belirlenmesi

Ortadoğu’nun kaderinin belirlenmesinde hiç şüphesiz Sykes-Picot Antlaşması’nın rolü büyüktür. Bölgedeki aktörler dikkate alınmadan sömürgeci-emperyalist devletlerin Ortadoğu’yu kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda bölgelere ve yönetim birimlerine ayırması günümüzde Ortadoğu’da devam eden yoksulluğun, istikrarsızlığın, belirsizlik ve kaosun en büyük mümessilidir. Ortadoğu2nun kaderi bu anlaşmayla çizildi ve Ortadoğu, halihazırda diken üstü coğrafya konumundayken, terörün acının ve darbelerin hiç bitmediği, dinmediği bir bölge olmuştur. Sykes-Picot Antlaşması nasıl imzalandı? Kimler imzaladı? Antlaşma neleri ön görüyordu?

I. Dünya Savaşı’nda İngilizler, Kut’ül Amare‘de Osmanlı Devleti’nin 6. ordusu karşısında bozguna uğramışlardı. Bu bozgundan yaklaşık 17 gün sonra 16 Mayıs 1916 tarihinde İngilizler ve Fransızlar arasında Türkiye ve Ortadoğu topraklarının paylaşılmasını öngören gizli bir antlaşma imzalandı. İngiliz Mark Sykes ve Fransız Georges Picot öncülüğünde imzalanan antlaşma başlangıçta sadece İngiltere ve Fransa arasında imzalanmıştı.

İngilizler 1915 yılında Arabistan’ı ele geçirdiklerinde bölgedeki Arap şeyhlerini ve militaristleri Osmanlı’ya karşı ayaklandırmaya çalıştı. Özellikle Şerif Hüseyin‘in desteklenmesiyle Arabistan’daki isyan bölgesel bir başkaldırıya dönüştü. İngilizler Şerif Hüseyin’e Irak ve Filistin toprakları üzerinde kendisine bağlı bir ülke kurulmasını planladı. Mısır’da bulunan İngiliz Yüksek Komutanı McMahon ile Şerif Hüseyin arasındaki mektuplaşmada böyle bir ülkenin kurulmasına dair antlaşma imzalandı. Fakat Fransızlar buna karşı çıktı ve İngilizlere baskı yaparak farklı bir antlaşma yapılmasını istedi. Antlaşma bu sefer Rusya’nın da onayı alınarak İngiltere-Fransa ve Rusya arasında imzalandı. İmzalanan bu antlaşmaya göre;

  1. Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis ile Güneydoğu Anadolu’nun bir kısmı Rusya’ya,
  2. Doğu Akdeniz bölgesi, Adana, Antep, Urfa, Mardin, Diyarbakır, Musul ile Suriye kıyıları Fransa’ya,
  3. Hayfa ve Akka limanları, Bağdat ile Basra ve Güney Mezopotamya İngiltere’ye verilecekti.
  4. Fransa ile İngiltere’nin elde ettiği topraklarda Arap devletleri konfederasyonu veya Fransız ve İngiliz denetiminde tek bir Arap devleti kurulacak.
  5. İskenderun serbest liman olacak.
  6. Filistin’de kutsal yerleşim yeri olması sebebiyle bir uluslararası yönetim kurulacaktır.
Antlaşma sonrası Filistin bölgesi.

Sykes-Picot Antlaşması‘ndan sonra İngiltere ve Fransa, Rusya’yla görüşmeye başladı. Bu görüşmelerden sonra antlaşma üç devlet arasında imzalandı. Antlaşmayla Rusya, Ortadoğu’da İngiliz-Fransız hegemonyasını kabul ediyor ve Van’ın gerisinde kalan toprakları da (Bitlis, Siirt ve Muş da dahil) kendi topraklarından sayıyordu. Fakat antlaşmadan müttefikleri olan İtalya’ya haber verilmemişti. Bu gizli antlaşmadan kuşkulanan İtalya, müttefiklerinden bir açıklama istedi. Fakat müttefikler İtalya’ya ortada henüz kesin bir şeyin olmadığı yanıtını verdiler. Rusya’da Bolşeviklerin İhtilali ve Avusturya’nın barış talep etmesi İtalya’yı iyice kuşkulandırmıştı. Bunun üzerine İtalya, İngiltere ve Fransa’ya baskı yapmaya, açıklamada bulunmaya zorladı. Kesin antlaşma, 19-21 Nisan 1917 yılında günümüzde Fransa’ya bağlı olan Saint Jean de Maurienne’de görüşmeler sonucunda imzalandı. Yapılan antlaşmaya göre Antalya, Konya, Aydın ve İzmir İtalya’ya bırakıldı. İtalya, aynı zamanda İngiltere, Fransa ve Rusya arasında 1916 yılında imzalanan antlaşmayı da kabul etti.

Henüz Birinci Dünya Savaşı devam ederken yapılan bu antlaşmalar, küresel ve emperyalist güçlerin, (İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya) bölgedeki yerel halkları, onların etnik kökenlerini ve geçmişlerini hiçe sayarak Ortadoğu’nun sınırlarını diledikleri gibi nasıl bu kadar kolay çizip bozduklarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. Dünya kamuoyunun yapılan bu gizli antlaşmalardan haberi ise ancak 1917 yılında, Bolşeviklerin aralarında Sykes-Picot Antlaşmasının da yer aldığı kozmik bilgileri teşhir etmesiyle oldu.

 

Sykes-Picot Antlaşması ile İlgili Sözler;

Şerif Hüseyin’i 1916 Haziran’ında isyan ettiren İngilizler, aynı yılda Fransızlarla tüm Ortadoğu’yu aralarında paylaştıkları Sykes-Picot Antlaşması’nı imzaladılar. Şerif Hüseyin’in bundan haberi yıllar sonra oldu. Araplara, isyan karşılığında bağımsızlık sözü veren İngilizler, savaştan sonra ise ‘Hüseyin’in kendilerini yanlış anladığını‘ ileri süreceklerdi.

Zeine N. Zeine, The Struggle for Arab Independence, New York: Caravan Books, 1977, p.10-11

 

İşin en ilginç yanı bu anlaşma İngilizlerin Şerif Hüseyin’e Osmanlı’ya isyan etmesi karşılığında tüm Suriye, Mezopotamya  ve Arabistan’ın krallığı ile İslam Halifeliği sözünü vermelerinden sadece birkaç ay sonra, Şerif Hüseyin’in isyan ettiği 10 Haziran 1916 tarihinden ise 24 gün önce imzalanmış olmasıydı.

Blake, Gerald H. Alasdair Drysdale, ‘The Middle East and North Africa a Political Geography.’ New York: Oxford University Press. 1985. p356-366