Menfaat ve Korkuyla Hareket Etmek

Eğer sizi bir şeyleri yapmaya, olmaya zorlayan menfaat ve korku ise o şeyi tam layıkıyla yapmıyorsunuz demektir. Menfaat ve korku rotasında ilerliyorsanız, bir yerlerden sonra o şeyi yapma şevkiniz tıkanır ve ilerleyemezsiniz. Korkuyu yener, menfaati elde edersiniz. Sizi korkutan otoriteyi veya nesneyi yenmeniz uzun sürmeyecek, menfaati elde etmeniz ise yine sonucuna varacaktır.

Pragmatist düşünceden sıyrılarak yapılan her iş, gönlün istediği ve derin arzu duyduğu işlerdir. Bir olguyu ve nesneyi elde edebilmek için pragmatistliğin ışığında tereddütsüz ilerleyebilmeniz ne derecede mümkündür? Yapamazsınız ki bunu ve bir yerlerden sonra körelir kalbiniz. Ya hepten kaybedersiniz kendinizi ya da vazgeçersiniz ihtiraslı isteklerinizden. Sağınıza ve solunuza bakmanızı istiyorum. Etrafınızda bir şeyi yaparken para, güç ve iktidar amacı gütmeyen kaç insan var? Ne kadar bu isteklerin haricinde dostunuz var? Eğer bir tane dahi varsa bırakmamanızı, sımsıkı sarılmanızı isteyeceğim sizden.

Öte yandan korku, korku en büyük vazgeçirme olgusudur. Nefretle beraber büyür korku. Köle efendisinden korkar ama aynı zamanda ona karşı nefret doludur. Nietzche şöyle der güç istenci kavramını açıklarken; ‘uşak, kölesine hizmet ederken bir gün onun yerinde olma isteğiyle yapar tüm yaptıklarını’ bu korkudur, korku ise nefretle doludur. Bir şeyi size yaptıran olgu korku olduğunda yine o yaptığınız şeyi tam layıkıyla yapmıyorsunuz demektir. Korku, bir adım geride durmak ama o geri adım attırtan şeyi yok etmeye çalışmak için uğraşmak demekti. Kalbi korku duygusuyla dolmuş bir insanın hangi konuda başarılı olduğunu, olacağını hayal edebilirdiniz?

Rol yapmak demekti korku ve menfaatle hareket etmek. Zayıf karakterli insanların hayatlarını devam ettirebilmeleri için kindar duygulara ihtiyaçları vardır demişti düşünürün biri. Menfaat ve korku, zayıf olan karakteri zayıflatmaktan başka bir işe yaramazdı. İyi gibi görünür, dünyanın gereği diye anlatılırlardı ama boş masallardır. Hayat bence uğruna feda edebilecek bir ideal peşinde koşmak demekti. Ne güçten, iktidardan, otoriteden korku; ne de herhangi bir şeyden beklenilen menfaat. Sadece kalp ve içtenlik; samimiyet. Ama hayat buna izin vermiyordu çoğu kez. Bu işte, bu insanı yaralıyordu, sizi mecbur bırakıyordu tüm bunları yapmaya.