Öğrenci Menüsünün Kralı

Eveeeet tahmin edin bakalım, öğrenci menüsünün kralı nedir? Tabi ki makarna! Sade makarna, salçalı makarna, sebzeli makarna, biraz paranız varsa tavuklu makarna(bu biraz lüks oldu)…diye türetilen nefis bir kurtarıcı. Üstelik bunu severek yiyoruz. On ya da daha fazla ev arkadaşım oldu, hiçbirinden ben makarna sevmiyorum dediğini duymadım. Belki bıkan vardır o ayrı, o da olsun o kadar çünkü dedik ya öğrenci yemeği efendim, hem ucuz hem pratik.

Pratik demişken makarna yapamayanına da şahit olmadım değil, bir gün ödev yapıyoruz ara verdiğimizde makarna yapıp karınlarını doyuracaktım bizim kızların. Gruptan iki kişi ‘biz yaparız, biz yaparken siz ödeve devam edin’ dediler. Bir isteklilerdi ki sormayın, biz de güzel yapıyorlar sandık, ödeve devam ettik. Makarna en fazla on beş dakikada hazır olurken saat oldu bunlardan ses yok. Mutfağa yaklaştım kıkırdama sesleri. Kapıyı açmamla felaket gün yüzüne çıktı. Makarna olmuş hamur, birbirine yapışmış, kızlar kıkırdamaktan başka bir şey yapmıyor. Bir tencere makarna nasıl ziyan olur, biz öğrenciyiz. Dedim durumu kurtaralım, dökemeyiz koca tencereyi. Bir güzel sos yaptım makarnaya, hepimiz yedik de durumu kurtardık çok şükür. Yani diyeceğim o ki makarna deyip geçmeyin, makarna yapmak da bir sanatmış, o gün buna şahit oldum. Tabi kızlarla hala o günü hatırlar bir güzel dalgamızı geçeriz.

Makarna işte. En ucuz, en pratik(sanırım benim için hep pratik kalacak) ve hep sevilen doyurucu yemek.

Bazıları ekmekle yer çünkü öğrenciysen doymak zorundasın bu da doymanın en kolay yolu. Gece acıkırsın, üşenmezsin makarna atarsın tencereye. Hele de ikinci öğretimsen, sabah geç kalkacaksan(ikinci öğretim erken uyanmaz, uyanmamalı) geceler uzar gider, karınlar acıkır, evdeki herkeste iştahlıysa bir tencere makarnanın dibi görünür.

Ben makarnayı en çok yoğurtla severim. Yanında ya sade yoğurt olacak ya da yoğurtlu bir salata olacak. Birinci sınıftayken evde tam altı kişiydik. Yoğurt almaya kalktın mı anında biterdi(evdeki herkes mi boğazına düşkün olur). O yüzden eve yoğurt pek girmezdi. Bakın bu benim için bir dramdır. Sonraki seneler tabi evim değişti, apartım değişti(şartlar ve konumdan dolayı) derken öğrenci için en lüks yılları yaşadım ne yalan söyleyeyim! Eve yoğurt da girdi muz da. Hatta Nutella bile(Nutella da kanser yapıyormuş iyi mi!).

Lafı çok uzattım. Yine anılara daldım. Ama sizin için de üniversite anıları çok güzel değil mi? Neyse makarnaya dönelim.

Ah makarna! Sen ne güzel bir kurtarıcısın. Hiç zamlanma iyi mi?

Zeynep Acar

Öğretmen&kendince yazar