Siyasal İletişim Nedir? Medya ve Siyaset Arasındaki İlişkiler Neledir?

Siyasal İletişim, birçok açıklaması olan bir kavramdır. Konunun birden fazla açıklamasının olması, yapısal anlamda karmaşık bir konu olmasından değil, içerik olarak birçok alanı kapsayan geniş bir yapıya sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Siyasal iletişim, devinim halinde olan bir konu olması nedeniyle sürekli değişim göstermektedir. Tarihsel gelişim içerisinde yaşanan her olaydan etkilenen siyasal iletişim kavramı, dönemin getirmiş olduğu tüm etkileri içerisinde barındırır ve kendisini o etkilerin ışığında yeniden tasarlar. Ülke yönetiminde olanların ya da bu yönetime talip olan kişilerin, ait oldukları toplumu kendilerine inandırmaları, ikna etmeleri gerekmektedir.

Bu durum, davranış özelliklerinin sorgulanmasından, olumlu ve olumsuz tarafların sergilenmesi gibi durumları beraberinde getirmektedir. Politikacının toplum üzerinde etkili olabilmesi için üretmiş olduğu politikaların ve bu politikaların işleyiş sürecinin de mercek altına alınması durumu siyasal işleyiş bakımından son derece önemlidir. Siyasal iletişim, iletişim alanının olgu ve süreçlerini kullanır. Normal iletişim sürecinden ayrılan noktası, bu sürecin belirli bir siyasal amaç uğruna yapılıyor olmasıdır.

Siyasetin topluma ya da belirli bir hedef kitleye ulaşmasında iletişim kaynağı, doğrudan siyasetin/politikanın kendisidir. Siyaset olgusu ve süreci siyasal iletişimin de olgu ve sürecini oluşturur. Kaba bir tabir olsa bile, siyasal iletişim süreci, siyasal erkin kendine uygun bir “kamuoyu” oluşturma çabası olarak da tanımlanabilir. Kamuoyu kavramı,

–“Halkın sesi”
–“Halkın, şu anda olan, devam eden, gelişen belirli olaylara ve konulara olan tepkisi”
olarak da tanımlanabilir.

Değişimlerin aktarımı konusunda medya son derece önemli bir noktadır. Medya deyince, bir topluma;

–mesaj ve bilgilerin saklanması,
–uzaktan iletilmesi
–kültürel-siyasi pratiklerin güncelleştirilmesi

işlevlerini yerine getiren iletişim süreçlerini algılayabiliriz.

Medya, bilgi akışının yanı sıra toplumsal iletişimin kaynaklarını oluşturması bakımından toplum içerisinde değişen yapılara da eşlik etmektedir. Genel açıdan bakıldığında, medya araçları toplumsal değişimin seyrini de etkileyen faktörlerin başında gelmektedir.

Medya faaliyetlerinin miladı olarak 18. yüzyılın ikinci yarısını milat olarak kabul edebiliriz. Bu dönem, yaşanan gelişmeler doğrultusunda toplum yapısındaki değişimlerin tanıklığını yapmaktadır. Özellikle Reform ve Aydınlanma çağında yaşanmış olan bilimsel ve düşünsel gelişmeler, siyasi katılım ve siyasi düşünce yapılarında köklü değişimlere neden olmuştur. Kitap basımının, daha az maliyetli ve seri hale getirilmesi, basılı eserlerin daha uygun bir fiyata ulaşılmasını sağlamış ve bunun doğrultusunda da toplumun çeşitli kesimlerine hızla yayılmaya başlamıştır.

Özellikle siyasi açıdan bakıldığında, basılı eserlerin yaygın hale gelmesi, siyasi ve toplumsal dönüşümün merkezinde yer almaktadır. Kitlelerin daha bilinçli hale gelmesi ilerlemenin oluşmasına hız verir. Bu ilerleme, yeni siyasi iktidar teorilerinin ortaya çıkmasına neden olur. Siyasal düşüncelerin gelişimi, toplumsal sorunların da detaylı olarak incelenmesine ve çözümlenmesine neden olacaktır. Özellikle, doğal haklar, yeni düşünce modellerinin serbest dolaşımı ve medya araçlarının gelişimi, toplumsal ve siyasi dönüşümlerin merkezini oluşturmaktadır.

Sanayi Devrimi ile birlikte, toplumsal yapının ekonomik boyutları da büyük değişime uğramaktadır. Ekonomik boyutlardaki değişim, yeni toplumsal sınıfların da ortaya çıkmasına ve bu sınıfsal yapı çerçevesinde yeni siyasi düşünce ve hareketlerin temellenmesine neden olmaktadır. 19. yüzyıl içerisinde yaşanan teknolojik gelişmeler, iletişim alanına da etki ederek, hızlı bir bilgi alışverişi sağlama adına önemli katkılarda bulunmuştur. Hızlı bir bilgi akışı, iktisadi ve siyasi dönüşümün yapılarını daha hızlı ve daha etkin bir şekilde taşımış, demokrasi ve liberal düşüncelerin yayılmasında etkin bir rol oynamıştır.

19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında yaşanan teknolojik gelişmeler doğrultusunda, bilgi alışverişinin yapısı da değişmiş, bu alışveriş belirli kurallar sistematiğine oturtulmuştur. Bu durumda, daha derli toplu ve kontrollü bir bilgi akışının sağlanmıştır. Bunun yanı sıra, özellikle sinemanın gelişimiyle birlikte, insanların görsel dünyalarına da etki edebilecek bir yöntem olarak karşımıza çıkmıştır. Sinemanın, 19. ve 20. yüzyıl içerisinde toplumsal birlikteliği sağlama ve bireysel hayalleri ön plana çıkarma özelliği, çeşitli propaganda ve siyasi amaçlara hizmet etmiştir.

Böylelikle sinema, özellikle Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında, siyasal yaşamın, sinematografik haberleşme yöntemi ile toplumla kurmuş olduğu bir bağ haline gelmiştir. Yazılı basın yoluyla yapılmış olan bilgi alışverişinin görsel boyutu da işin içine katılmış olur. Radyo’nun da etkili kullanımı sözel bilgi alışverişinin kapılarını aralamış, ancak bu durum devlet iradesinin yazılı, sözel ve görsel iletişim kanalları üzerinde kontrolünü de beraberinde getirmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında televizyon, tüm bu süreçlerin yerine geçmeye başlamıştır.

Özellikle, görsel ve sözel bilgilendirme görevini ve dolaylı olarak da yazılı bilgilendirme işlevini yerine getirmesi, televizyonu kitle iletişim araçları içerisinde en üst noktaya taşımıştır. Ancak genel açıdan bakıldığında, televizyon zaman içerisinde toplumsal değişim sürecini toplumu hücrelere bölerek etkileyeme başlamıştır. Hücrelere bölmekten kasıt, sinema ya da radyonun toplumu bir araya getirerek işlev gördüğü bilgilendirme işini, televizyon, bireylerin ekonomik gelişimleriyle birlikte, her eve girerek ve toplumu aileler bazında hücreleştirerek yapmaktadır. Aynı zamanda, televizyonun yaygınlaşması yazılı basın ve kitaplardan bir kopuşun da meydana gelmesine neden olmuştur.

Siyaset: İmge mi İçerik mi?

Siyaset, yönetilenlerle yönetenler arasındaki ilişkiler bütünü olarak da tanımlanabilir. Toplumları oluşturan bireylerin yönetilmesi, onlardan beklenen ile halkın (yönetilenlerin) onları yönetenlerden bekledikleri tutum ve davranışlar farklıdır. Bu farklılık, toplumdan topluma; nesilden nesile değişiklik gösterir. Bu doğrultuda, bu farklılıkların anlaşılabilmesi ve yönetilebilmesi açısından siyaset ve iletişim kavramları birbirleriyle bağlantılıdır. Siyasetin, topluma ya da belirli hedef kitleye ulaşmasında iletişimin kaynağı, doğrudan siyasetin/politikanın kendisidir.

Siyaset, görüldüğü üzere iletişim ile sıkı sıkıya bağlı bir olgudur. Siyasetin iletişim ile bağlı olmasının nedeni:

–Siyasetçilerin sosyal yapılarla içli dışlı olması,
–Siyasetçilerin güçlü sosyal ilişkiler kurma ve idare etme arzusu,
–Kısıtlı sosyal kaynakların dağıtımı ve yönetimi hakkında karar verme ve hükmetme arzusu

Yukarıda sayılan tüm bu olgular, siyasal işleyişin iletişim ile ilişki içerisinde olmasına sebep olmaktadır. Bu iletişim;

•Yüz yüze tartışma / münazara yoluyla doğrudan
•Çeşitli araçlar yoluyla (temsilciler, gazeteciler, fikir önderleri, vb.) dolaylı olarak yapılabilir.

Siyasal iletişim, çok boyutlu bir olgudur. Siyasal iletişim;

–siyasal aktörlerin belli ideolojik amaçlarını, belli gruplara, kitleler ülkelere ya da bloklara kabul ettirmek ve gerektiğinde eyleme dönüştürmek, uygulamaya koymak üzere çeşitli iletişim tür ve tekniklerini kullanarak yapılan eylem ya da eylemler bütününe
denir.

Bu noktada, hangi siyasal örgütün, ne zaman ve nasıl bir siyasal iletişimde bulunacağı ve bunun uygulamaya dönüşümünün nasıl olacağı konusundaki farklılıklar, kavramın zorluğunu oluşturmaktadır.

Medya ve Demokratik İşleyiş

Medya, demokratik işleyiş süreçlerine çeşitli yollarla katkı yapan bir olgudur. Medya’nın demokratik toplumlarda üç tip işleyişi vardır:

–Seçmenler için bir tartışma ortamı yaratarak, siyasal parti ve kurumların işleyiş ve politikalarını ortaya koyabileceği ve tartışmaya açabileceği bir alan yaratır.

–Siyasal işleyiş içerisindeki önemli ve kritik konuları vatandaşa bilgi olarak ulaştırarak, söz konusu işleyiş hakkında çeşitli fikirlerin ortaya çıkmasına katkıda bulunur.

–Hükümet, hükümet organları, siyasal partiler ve diğer siyasal kurumların işleyişleri konusunda bir “bekçi köpeği” gibi hareket ederek, siyasal işleyişin yozlaşmasına engel olma konusunda hizmet eder.

Medyanın yukarıda belirtilen unsurları yerine getirebilmesi için siyasal ve ekonomik yapılardan bağımsız olmalıdır. Medyayı etkileyen iki unsur bulunmaktadır:

–Düzenleme Politikaları
–Piyasa İşleyişi

Siyasal karar alma süreçleri içerisinde, siyasi erkin toplum yapısını düzenleme görevi çerçevesinde çıkarmış oldukları kanun/işleyişler medya işleyiş süreçlerini de etkilemektedir. Medya kuruluşları ticari kuruluşlardır. Kâr/ zarar durumları, ekonomik yapıdaki dalgalanmalar veya ekonomik düzenlemeleri ticari şirket statüsündeki medya kurumlarını etkilemektedir.

Siyasal iletişim, iletişim olgu ve süreçlerindeki 5 öğeyi kullanmaktadır:

–Verici
–Alıcı
–Kanal
–Mesaj/İleti
–Geribesleme/dönüt

Siyasal İletişimin Aktörleri

•Devlet Başkanı
•Hükümet
•Yerel Yönetimler
•Sivil Toplum Örgütleri
•Baskı Grupları
•Lobicilik Faaliyetleri
•Sivil İtaatsizlik
•Terör (Yasa Dışı) Grupları

Etkili Siyasal İletişimin Özellikleri

•Kaynak güvenilir olmalıdır.
•İkna yeteneğinin olması
•Hedef kitlenin özelliklerinin bilinmesi
•Mesajın içeriği
•İletişim kanallarının doğru seçimi