Sultan Alparslan’ın Şehit Edilmesi

Asıl adı Muhammed olan Sultan Alp Arslan adı ile meşhur oldu. Eylül 1072 başında Maveraünnehir’e doğru sefere çıktı. Askerlerinin sayısı iki yüz bin süvariden fazlaydı. Alp Arslan’ın adamları 20 Kasım 1072 günü Yusuf El-Harezmi adlı, kale muhafızı, esir birini huzura getirdiler.

Bu kişi, Alparslan’ın yol üzerinde saldırı emrini verdiği kalenin kumandanıydı. Kale kuşatması beklenildiğinden uzun sürmüş, Yusuf, epey direniş göstermişti. Nihayetinde Alparslan’ın ordusu kaleyi zapt etmişti.

Huzura çağrılan Yusuf’un bir rivayete göre elleri bağlıydı. Sultan Alparslan onun kazıklara bağlanarak öldürülmesini istemişti. Yusuf’un “bu ölüm şeklini” beğenmemesi üzerine Sultan esirin elinin çözülmesini istedi. Alparslan okunu Yusuf’a doğrulttu fakat kısa mesafede hedefi şaşırmıştı. Alparslan’ın bir anlık dalgınlığından faydalanmış, o ikinci oku hazırlarken Yusuf, kuşağının içinden çıkardığı hançerle sultanı kalbinden yaralamıştı. Çok az bir süre sonra da kendisi de gürz darbeleriyle oracıkta ölecekti.

Diğer bir rivayete göre Yusuf’un eller bağlı değildi. Alparslan, bu esir ve aynı zamanda kale muhafızının kendisini öldürmek isteyeceğine ihtimal vermiyordu. Fakat Yusuf, ani bir manevra ile Sultanın korumalarından sıyrılıp hançeri kalbine saplamıştı.

Olay yerindeki Selçuklu vezirleri ve kumandanların hatıralarında, vakanüvistlerin notlarında Alparslan’ın son sözleri şöyleydi;

“Her ne zaman düşman üzerine yürümek istesem daima Allah’tan yardım dilerdim. Dün bir tepe üzerine çıktığımda, askerlerimin çokluğundan ve ağırlığından dolayı bana ayağımın altındaki dağ depreniyor gibi geldi. Kendi kendime: ‘Ben dünya padişahıyım, bana kim galip gelebilir.’ dedim. Bugün Allah-ü Teala, beni en zayıf kulu karşısında aciz bıraktı.” deyip istiğfar etti. 24 Kasım 1072 tarihinde vefat etti ve Merv’de babasının yanına defnedildi.

Sultan Alparslan 1032 yılında doğmuş, 40 yıl ve birkaç ay yaşamıştı. Sultan olarak adına hutbe okutulmasından vefatına kadar olan süre ise 9 sene 6 aydı.