Athena’nın Bakireliği-Tiresias’ın Kör Oluşu-Athena’nın Heykeli

Yunan mitolojisinde bakirelik deyince akla iki isim gelir. Birincisi Artemis ikinci olarak ta hiç şüphesiz Athena’dır. Temiz bakışlı Athena hiç evlenmedi. Sürekli şehirler inşa ettiği ve bu şehirlerin koruyuculuğunu üstlendiği için evlilik düşüncesi aklından bile geçmedi. Tanrılar içinde arı gibi çalışan Athena bakireliği inatla korumuştur. Daima temiz kalmıştır. Gerçi demir tanrısı Hephaistos’tan silah almak için atölyesine gittiğinde tecavüz girişiminde bulunan Hephaistos’tan kurtulmuş lakin kalçasında sperm kalmıştır. # https://www.tozlumikrofon.com/athenaminerve/ Bu konunun bahsi geçen yazımıza bakmanızı öneririm.


Tiresias’ın kör oluşu ise şu şekildedir:
Bir gün çetin bir savaştan çıkan Athena yorgun düşmüş, güzel sesler çıkaran bir derenin yanına gitmiştir ve burada yıkanmayı yorgunluğunu atmayı düşünmüştür. Vakit güneşin tepede olduğu öğle vakti idi. Athena’nın yanında Khariklo adında bir Nympha’dan başka kimse yoktu. Onlar suya girmiş yıkanırken Tiresias adında yaşlı bir adam köpekleri ile oradan geçerken su içmek için dereye indi ve Athena’nın ilahi vücudunu gördü. Tanrıların bile görmediği bu vücudunu nasıl olur da bir olumlu görür diye çok sinirlendi ve bu yaşlı adamın gözlerini kör etti. Bu olayın bir değişik versiyonu da yine bakireliği ile dillere destan olan Artemis’in başından da geçmiştir. Bu konuya Artemis bahsinde ayriyeten değineceğim.


Athena’nın heykelleri ise şu şekilde tasvir edilir. Genellikle babası olan Olympos‘un yüce tanrısı Zeus’un kafasından çıktığı kıyafetler ile tasvir edilir. Tanınmış bir heykel olan özellikle Zeus’un muhteşem heykellerini yapan Phidias tarafından, altın ve fil dişinden Athena’nın güzel bir heykelini yapmıştır. O tanrıçayı ayakta durur şekilde tasvir etmiştir eserinde. Uzun bir elbise ayaklarına kadar geliyordu. Göğsü keçi derisi üzerine altınlar işlenerek yapılmış bir zırh ile kaplıydı. Bu zırhın etrafında yılanla çevrili Medusa’nın başı asılı idi. Miğferinin en ucunda bir Sphinx( göğsü ve yüzü kadına vücudu aslana, kanatları kartala benzeyen bir mahlukattır. Eski Mısırlılara ait olan bu gelenek Yunan medeniyetine de yansımıştır. Gerçi heykel sanatını Yunan milleti Mısırlılardan öğrenmiştir) sağ eli oval bir kalkana dayanmaktadır. Sol elinde ise kanatlı bir zafer sembolü bulunmakta idi. Bu güzel eser Atina şehrinin en görkemli manşetlerinde olan Parthenon’u süslemektedir.

Her sene Atinalılar onun için büyük merasimler düzenlerdi. Ne de olsa şehre adını veren ve şehrin koruyuculuğunu üstlenen bir tanrıçaydı. Merasime gelen halk önemli Akropolis tepesinin yamaçlarında geçit resmi yaparlardı. Şiir müsabakaları dram gösterileri yaparlardı. Bu bayramın ihtişamı böylece oldukça artardı. Böyle olunca da Yunanistan’ın dört bir yanından insan akımı olurdu Atina şehrine Athena şerefine yapılan bu bayrama Panathenees denilirdi.

subutay

Merhabalar. Mimar Sinan Üniversitesi Klasik Arkeoloji 1. sınıf öğrencisiyim. Marmara Üniversitesi Coğrafya Öğretmenliğini bitirdim. Mitoloji hakkındaki bilgilerim Mimar Sinan'daki kıymetli hocalarım ve kitaplar sayesindedir. Bu bilgilerimi sizler ile paylaşmaktan oldukça mutluluk duyuyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir