İnsan Neden İntihar Eder? Ünlü Kişilerin İntiharları

Haberlerde denk geldiğimizde normal değerlendirdiğimiz ve üzerinde özellikle durmadığımız intihar, eğer yakınımızdaki bir insanın sonu olmuşsa neden bu ölüm yolunu seçtiği konusunda haberlerde duyduğunuz şekline göre daha fazla sorgulama uğraşı içine giriyorsunuz. Neden intihar? İnsan neden intihar etmek ister? Bu ölüm şekline kişiyi götüren nedir?

İntihar eylemlerinin gerçekleşmesindeki en önemli faktör eksikliktir. Bu eksiklikleri liste halinde uzatabiliriz fakat bana göre kişinin intihar yolunu seçmesindeki en önemli etken, artık güvenilecek bir şeyin, güvenilecek bir insanın kalmamasıdır. Güven duygusunun belirli bir süre sonra ortadan kalkması ve kişinin neredeyse hiçbir kişi, nesne veya olaya karşı güven duymaması intihar yöntemini seçmesinde önemli bir rol oynar.

Yine aynı şekilde kişinin intihar yolunu seçmesindeki diğer bir önemli sebep heyecan veren hiçbir şeyin olmamasıdır. Heyecanını kaybetmek, insana intiharı düşündürecek derecede büyük bir eksikliktir. Gördüğümüz üzere intiharın en büyük nedeni eksikliktir. Bunalımlar ve krizlerle teetiklenen intihar, eksikliklerin ileri derecede tezahürü ile gerçekleşen trajedik bir vakadır.

Fakat şöyle bir gerçek de var ki aklı başında olan hiçbir insan intihar girişiminde bulunmaz ve intihar etmez. İntihar bir bilinç kaybıdır ve daha ötesi sağlıklı düşümenin örselenmesidir. İntihar girişiminde bulunan bir insanda içinde bulunduğu ruh hali ya da psikolojik durumu, sağlıklı ve mantıklı düşünmesinin önüne geçer. Tüm toplumlarda intihar, tasvip edilmeyen bir ölüm şeklidir. Kişinin kendi elleriyle yaşamına son vermesi, arkasında bıraktıklarını ve çevresini düşündürtür. ”Neden?” sorusu ve intihardaki suçluyu bulma uğraşı büyük bir yük oluşturur.

İntihar umutsuzluğun ve cesaretin birleştiği bir noktadır. Bir saniye sonrasının geri kalan tüm ömrü sileceğini ve geri dönüşü olmayan bir yola girileceğini hissetmek ise tarif edilemezdi. Tarif edilemezdi çünkü o anda neler hissedildiğini yazacak usta bir yazar bulunamazdı, zaten ölmüş olacaklardı. Mesela Beşir Fuat, Ahmet Mithat Efendi’nin notlarında geçtiği kadarıyla şunları yazabilmişti;

“Ameliyatımı icra ettim, hiçbir ağrı duymadım. Kan aktıkça biraz sızlıyor. Kanım akarken baldızım aşağıya indi. Yazı yazıyorum, kapıyı kapadım diyerek geriye savdım. Bereket versin içeri girmedi. Bundan tatlı ölüm tasavvur edemiyorum. Kan aksın diye hiddetle kolumu kaldırdım. Baygınlık gelmeye başladı.”

Bu ise diğer intihar girişimlerinden farklıydı. Çünkü Beşir Fuat, ölüm duygusunun nasıl bir his olduğunu merak ediyor ve bunun için can atıyordu. Öte yandan bazı intiharlar ise daha çok korkudan kaynaklanabiliyordu. Mesela Avusturyalı yazar Stefan Zweig ve eşi Charlotte E. Altman 1942 yılında Nazilerin tüm dünyaya hükmedeceği korkusuyla intihar etmişlerdir.

Usanmışlığın ve hayata pozitif bakışın kaybolduğu anlarda da intiharlar gerçekleşebilir. Örneğin İngiliz yazar ve düşünür, Wirginia Woolf’un, intihar etmeden önce eşine yazmış olduğu mektup şöyledir:

En sevdiğim;

Yine delirecekmişim; bu korkunç günleri atlatamayacakmışız gibi hissediyorum. Ve sanki giden zamanı geri çeviremeyeceğim. Sesler duymaya başlıyorum ve konsantre olamıyorum. Bu yüzden yapmam gereken şeyi yapıyorum. Bana verebileceğin en büyük mutluluğu verdin. kimsenin yapamayacağı şeyleri yaptın. iki insanın birlikte daha mutlu olabileceğini sanmıyorum. Ben artık savaşamayacağım. Biliyorum, senin hayatını mahvediyorum, bensiz daha mutlu olacaksın. Görüyorsun bu mektubu bile doğru düzgün yazamıyorum. Okuyamıyorum. Hayatımdaki bütün mutluluğu sana borçlu olduğumu söylemek isterim. Bana karşı inanılmaz sabırlısın ve iyisin. Şunu söylemek istiyorum -aslında bunu herkes biliyor- eğer biri beni bu durumdan kurtarabilecek olsa bu sen olurdun. Her şey beni terk edip gitti ama senin iyiliğin hep benimle kaldı. Artık senin hayatını mahvetmeyeceğim. Kimse, seninle mutlu olduğumuz kadar mutlu olamazdı.

Bazen intiharlar, aileden gelen bir ölüm şekli olabiliyor. Örneğin Amerikalı yazar Ernest Hemingway tıpkı anne babası gibi kendisi de av tüfeğiyle intihar etmiş, torunu Margaux Hemingway ise 42 yaşındayken dedesinin ölüm yıl dönümünden bir gün önce yüksek dozda uyuşturucu kullanarak intihar etmiştir. Yine aynı şekilde bir dönem güzelliğiyle ün salmış Marilyn Monroe da yüksek dozda sakinleştirici kullanarak intihar etmiştir.

Edebiyatımızın yetenekli şairlerinden olan Nilgün Marmara da yine intihar ederek yaşamına son vermiştir. Hatıralarında şu ifadelere yer veriyor: Hayatın neresinden dönülse kârdır.