Kızgınlık ve Kırgınlık

Kızgınlık ve kırgınlık, her ne kadar kelime kökeni olarak birbirlerine yakınsalar da birbirlerinden apayrı kelimelerdir. Anlamları siyah ve beyaz kadar zıttır oysa. Kırgınlık ve kızgınlık, en nihayetinde insanın davranışları sonucu ortaya çıkmıştır.

Kızgınlık geçici, uçucudur. Örneğin birisine kızdığınız vakit bu, “yaptığın davranıştan hoşlanmıyorum” demektir. Kızgınlık biraz da insan doğasında normal bir davranış biçimidir.

Kırgınlık ise çok farklıdır. Birisine kırgın olduğunuz vakit, onunla aranızda bir suskunluk durumu olur. Suskunluğunuz aranızdaki ilişkiyi yıpratan bir olgudur. Kırgınlık çoğu zaman bir olay sonrası gerçekleşmez, sıklıkla birbiri ile ilgili birkaç olay sonrası gerçekleşen bir olaydır. Kırgınlık, kızgınlıktan farklı olarak daha uzun bir süreçtir.

Birisine kırgın olmaktansa kızgın olmak, en azından ilişkinin devamı için olumlu bir yaklaşımdır. Kızgınlıkların birbirini seven iki insanın arasında olabilecek olağan bir durumdur. Fakat birbirini seven iki insanın kırgın olması, ileride gerçekleşebilecek kötü bir olayın habercisidir.

Ve bazen kızgınlıklar ilişkilerin devamı için gerekli olan bir durumdur. Çünkü kızgınlıklar anlık olaylardır ve sürekli mutluluk sağlanamayacağı için nötrlemektir bir nevi. Fakat kırgınlıklar ilişkilerde asla gerçekleşmemesi gereken bir durumdur. Yıkıcı bir etkiye sahiptir.

Kısaca özetlemek gerekirse kızgınlık geçici ve yapıcı iken; kırgınlıklar sürekli ve yıkıcıdır. İnsanın özellikle sevdiklerine karşı kırgınlığa sebep olacak durumlardan kaçması gerekir. Kızgınlık olağan, kırgınlık olağandışıdır. Ehveni şer; kızgınlığı, hep kırgınlığa tercih edin.