Klasik Realizm Nedir?

Klasik realizmin en önemli temsilcileri E. H. Carr, Reinhold Niebuhr ve Hans J. Morgenthau‘dur. Bunlardan en önemli isim olan Morgenthau ”Uluslararası Politika” başlıklı kitabında realizmin altı temel ilkesinden bahsetmiştir. İlk olarak siyasetin, kökleri insan doğasında bulunan objektif yasalar tarafından yönetildiğini savunan Morgenthau, bu nedenle bu yasaları keşfetmede ve olayları çözümlemede akla merkezi bir rol verir. Ona göre, biz sıradan bireyler nasıl alternatifler arasında en rasyonel olanı tercih ediyorsak, devlet adamları da benzer bir şekilde alternatifler arasında en rasyonel olanı tercih ederler. İkinci olarak, devlet adamlarının (güç olarak tanımlanan) ulusal çıkar merkezli hareket ettiğini savunan Morgenthau, söz konusu karar vericilerin davranışlarını iyi niyet ya da ideoloji gibi unsurların belirlemediği sonucuna varır. Dolayısıyla devlet adamlarının felsefesi ya da ideolojisine bakmak devlet davranışların anlamada yanıltıcı olabilir. Üçüncü olarak, güç ekseninde tanımlanan ulusal çıkar evrensel bir gerçekliktir, bir devlete ait olmayacağı gibi zaman, mekan, konu ya da duruma göre de değişmez. Beşincisi evrensel ahlaki ilkeler, bireyler için geçerli olsa da devletler için geçerli değildir. Altıncısı, belirli bir devletin ahlaki değerlerinin evreni yöneten genel ahlaki yasalar olması imkansızdır. Bir devletin ahlaki değerlerinin evreni yönetebileceğini iddia etmesi, diğer devletleri tahakküm altına almak ve kendi gücünü pekiştirmek amaçlıdır. Siyaseti tıpkı ekonomi ve hukuk gibi otonom bir alan olarak ele alma gerekir ve ancak böylelikle siyaseti insan doğasının ahlak gibi başka unsurlarından ayırarak incelemek mümkün hale gelir. Yani buna göre, ekonomik veya stratejik açıdan güçlenmek bizatihi amaç değildir. Ekoomik veya başka güç kaynaklarının asıl değeri gücünüze güç katmanızdan gelir.

Hans J. Morgenthau

Morgenthau’nun bu ilkeleri klasik realizmin temel varsayınlarını  ortaya koyması açısından önemlidir. Fakat klasik realizme ilişkin bir özet yapmak gerekirse şunlar söylenebilir; devlet temel analiz birimidir, devletlerin arasında bir üst otorite olmadığı için sistem anarşik bir yapıya sahiptir, böyle bir sistemde devletlerin temel önceliği gücünü artırmaktır, gücünü artıran devletin hayatta kalma gibi bir sorunu da olmaz. Ancak herkesin kendi başının çaresine baktığı bir sistemde, bu bir güvenlik ikilemine yol açacağı için gücü artırma davranışı bitmeyen bir çabaya dönüşür. Güç artırımında zayıf kalan kalan devletler ise hayatta kalmayı güç dengesi  yapmakla sağlarlar. Bu kısa özet klasik realizmin temelde ”devletin davranışlarını neyin belirlediği” sorunuyla ilgilendiğini göstermektedir.

Klasik Realizmin Temel İlkeleri
  1. Uluslararası sistem anarşik yapıdadır: Devletler arası ilişkileri düzenleyebilecek herhangi bir üst mercii yoktur. Devletler, diğer devletlerle ilişkilerindeki sorunları kendi başlarına çözerler. Bu nedenle sistem sürekli bir çatışma potansiyeli taşır. 
  2. Devletler temel ve en önemli aktörlerdir. Devlet dışında uluslararası sistemde başka önemli aktör yoktur. 
  3. Tüm devletler tekil-bütüncül bir yapıya sahiptir ve hepsi rasyonel olan aktörlerdir. Rasyonel aktörler oldukları için güç cinsinden tanımladıkları kendi çıkarları peşinde koşarlar ve bu çıkarları maksimize etmeye çalışırlar. 
  4. Devletlerin temel kaygısı anarşik uluslararası sistem içinde güçlerini artırmaktır. Hayatta kalmak için en temel dayanakları askeri güçtür. Bir devlet askeri gücünü artırmaya çalışınca diğeri de bunun kendisi için mi yoksa başka bir nedenle mi olduğunu bilmediği için askeri gücünü artırır. Bu, güvenlik ikilemini doğurur. 

Ali Balcı-Tuncay Kardaş, Sakarya Üniversitesi