Realizmin Temel İlkeleri Nelerdir?

Siyaset biliminde realizm, uluslararası ilişkilerde kullanılan, düşünürlerce geliştirilmiş ve devletler tarafından benimsenmiş bir kavramdır. Siyasette realizmin ilk açık ifadesi, Tukidides’in milattan önce Atina ile Spartalılar arasında geçen Peloponezya Savaşları’nı ele alan Peloponezya Savaşları Tarihi adlı kitabında geçer. Bu kavram daha sonra Thomas Hobbes ve Niccolo Machiavelli tarafından geliştirilerek sistematik bir hal almıştır. Realizmin temelinde devlet, güç, kendi başının çaresine bakma, güç dengesi ve güvenlik ikilemi olmak üzere toplam 5 tane ilke yer almaktadır. Bu beş temel ilkeden bağımsız olarak anarşi kavramı da klasik realizmden farklı olarak neo-realizmin çalışma alanına girmektedir. Devlet, güç, kendi başının çaresine bakma, güç dengesi ve güvenlik ikilemi ilkeleri nelerdir? Realizmin temel ilkeleri olan bu kavramları açıklamada realizm hangi konumdadır?

Devlet

Uluslararası ilişkilerin başlangıç noktası ile devletlerin kurulmaya başladığı tarihler hemen hemen aynıdır. Uluslararası politikanın tek ve egemen gücü devlettir. Devlet, sivil toplum kuruluşları, beynelmilel örgütler ve özel şirketlerin politikasına göre şekil alan bir mekanizma değildir. Devleti, bir kurum olarak düşündüğümüzde parçalanmış ve bölünmüş bir mekanizma değil bütüncül bir mekanizmaya sahip bir kurum olmalıdır. Uluslararası ilişkilerde devletler, rasyonel ve bağımsız işleyen, başka kurum ve kuruluşların güdümünden uzak tek başına bir aktördür.

Güç

Realizmin en önemli ilkesi hiç şüphesiz güçtür. Gücün kaynağı askeri, coğrafi, nüfus ve coğrafi olmak üzere farklılaşabilir. Güç kavramına dahil edilen tüm bu farklılıklar realizme göre tek başına yeterli değildir. Güç, devletin uluslararası ilişkilerinde arkasında topladığı tüm etkenlerin bütünüdür. Güç kavramı konusunda Hans J. Morgenthau’nun görüşleri oldukça önemlidir. Morgenthau’a göre güç, bir insanın diğer bir insan üzerinde kurabildiği ve sürdürebildiği nüfuzdur, bu fiziksel şiddet yoluyla olabildiği gibi psikolojik yöntemlerle de gerçekleşebilir. Morgenthau, hayvanların hatta tavukların bile güç peşinde koştuklarını da iddia eder. Realizme göre bir ülkenin gücü, sahip olduğu tüm güçlerin (askeri, coğrafi, nüfus ve coğrafi gibi) toplamı ve değerlendirilmesi ile mümkün değildir. Güç, devletlerin elinde bulundurduğu güçleri, göreceli olarak nasıl kullandığı ile alakalı bir kavramdır. Gücü klasik realizm, devletin elinde bulundurduğu gücü, göreceli değerlendirmesi ile açıklarken Neo-realistler, güç kavramını amaçtan ziyade güvenliği sağlamak konusunda bir amaç olduğunu ifade eder.

Kendi Başının Çaresine Bakma

Klasik realizme göre uluslararası ilişkilerde devletler, belirleyici ve hüküm verici rasyonel bir irade olmadığından dolayı her zaman kendi başının çaresine bakma mecburiyetindedirler. Realizm, devletlerin en azından kendi iç ve dış güvenliğini sağlayacak kadar yetkin olması gerektiğine vurgu yapar. İktidarın meşru kılınması ve devletin devamlılığının ne olursa olsun sağlanması gerektiğine vurgu yapan Makyavelist politika ışığında, tüm devletlerin en önemli yükümlülüğü devletin hayatta kalmasını, varlığını sürdürmesini sağlamaktır. Realizmin en önemli sorunu ise burada başlamaktadır. Devletler, kendi güvenliğini sağlama noktasında bir adım attığında bu başka bir devleti tehdit edecektir. Bunun realist politikada karşılığı ise ‘’güvenlik ikilemi’’dir. Kendi başının çaresine bakmanın uluslararası ilişkilerde neden önemli ve kaçınılmaz olduğunu daha sonra Kenneth N. Waltz ‘’Geyik Avı Oyunu’’ ile açıklamıştır.

Güvenlik İkilemi

Herhangi bir devlet, güç artırımına gittiğinde diğer devletler de doğal olarak alarma geçerler. Burada realizmin iki farklı karakteristik özelliği ortaya çıkmaktadır. İlki kendi başının çaresine bakma ilkesinde olduğu gibi uluslararası bir üst otoritenin yoksunluğundan kaynaklana belirsizlik ve niyetlerin tam olarak bilinememesidir. Güç artırımına giden bir ülke karşısında diğer ülkelerin reaksiyon göstermesi ve kontra güç artırımında bulunmasının temel sebebi bu ikilemdir. Realist politikaya göre eğer bir devlet güç artırımına gidiyorsa bu devletin amacı ya kendi güvenliğini sağlamak ya da diğer devletlerin aleyhine olacak bir ortam yaratmaktır. Bu iki amacın hangisinin doğru olduğu ise söz konusu diğer devletler tarafında bilinemez ve devletler nazarında bir üst otorite olmadığı için diğer devletlerin ihtimaller arasında en kötü senaryoyu seçmesi beklenir. Yani güç artırımına karşı güç artırımıyla cevap vermek. Realizme göre devletlerin hayatta kalmalarının en pratik yolu diğer devletlerin faaliyetleri ve ihtimalleri çerçevesinde en kötü senaryoyu seçmektir. ’’İkinci devletin ilk devlete güvenlik ikileminden çıkışın bir yolu olarak güç artırımıyla cevap vermesi, ilk devleti aynı nedenlerden dolayı tekrar güç artırımına yönelteceği için, güvenlik ikilemi sürekli bir şekilde devletleri güç artırımına zorlayan bir dinamiktir.’’ (Kardaş, 2007)

Güç Dengesi

Uluslararası ilişkilerin nihai ve en önemli ilkesi güç dengesidir. Güç dengesi uluslararası ilişkilerde rolleri belirleyici bir görev üstlenir. Buna göre güç artırımında bulunan devlet veya devletlere diğer devletlerin ne şekilde reaksiyon göstereceği güç dengesi ile açıklanabilir. Realizme göre devletler, güç dengesini lehlerine çevirmekle sorumludurlar. Güç dengesi kavramından ilk kez bahseden Tukidides’tir. Tukidides’e göre güç dengesi ‘’sistem içinde bir devletin, güç dengesini bozacak şekilde gücünü artırması diğer devletleri harekete geçiren temel dinamiktir’’ Güç dengesi sonrasında yaşanılabilecek olaylara karşı devletler genellikle üç farklı alternatif izlerler;

İç Dengeleme;

Güç artırımında bulunan devletler, diğer devletler tarafından sindirilmesini engellemek adına vites yükseltirler. (güç artırımında bulunurlar) Klasik realizm, var olan silahlanma yarışı ve bloklaşmanın neden bu kadar yaygın olduğunu iç dengeleme ilkesiyle açıklar.

Dış Dengeleme;

Diğer bir ifadeyle ittifak. Güç artırımı konusunda yetersiz olan devletlerin sitem dahilindeki diğer devletleri desteklemesiyle kurulmuş olan ittifaktır. Realizm, savaşlarda ve uluslararası ilişkilerde ittifakların neden gerçekleştiğini dış dengelemeyle açıklamaktadır.

Savaş;

Nihai güç dengesi alternatifidir. İki farklı şekilde gerçekleşir. İlki diğer (ikinci) devletlerin, güç artırımına giden devleti, savaş yoluyla engellemesidir. İkincisi ise ‘’güç dengesini değiştirme noktasında güç artırımını değil sistem içinde bir devleti işgal etme etmeyi tercih eden savaş yoluyla engellemektir.

Bu sebeplerden ötürü realizm, devletlerin savaşı tercih etmesinin temel sebebini güç dengesi olarak tanımlar ve devletleri savaşa sevk eden motivasyonların ise lehte bir güç dengesi kurmak ve güç dengesini yeniden restore etmek olduğunu vurgular.

Konuyla alakalı diğer yazılar;

Uluslararası İlişkilerde Realizm

Siyasette Realizm

Realist Devlet Anlayışı


Yararlanılan Kaynaklar;

1-) Fatih Keskin, Politik İletişim Sözcüğü

2-) Şaban Kardaş, Ali Balcı, Uluslararası İlişkilere Giriş, s. 122-123-124

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir