Muhafazakarlığın Doğuşu

“Yeni bir düzeni başlatmak sürdürmekten daha zor olan, başarı şansı daha düşük ve idare etmesi daha tehlikeli olan bir şey yoktur” der Niccolo Machiavelli. Bu ifade fiilen muhafazakarlığın en önemli açıklamalarındandır. Sunduğu görüşler ve yazmış olduğu Prens/Hükümdar adlı kitabında Machiavelli’in sık sık geçmişe atıfta bulunan söylemelerine rastlarız. Muhafazakarlığın doğuşu, Machiavelli’in sözünü ettiği sebeplerden ileri gelmektedir.

Muhafazakarlığı doğuran en büyük faktör geleceğe duyulan korkudur. Geleceğe yönelik kaygı ve korkular insaları geçmişte olana sarılmaya iter. Bu radikal bir karar değil aksine sosyolojik bir tavrı açıklar.

Geçmiş, kötülüklerinden arındırılarak hatırlanır ve geçmişte olan hemen hemen tüm şeyler “iyi” olarak hatırlanırlar. Bu kimi zaman rasyonel düşünmeyi engelleyen bir tavırdır.

Öte yandan daha önce yaşanılanlar şimdikine göre daha büyüktür. İnsan, içinde yaşadığı anın değerlendirmesini geçmişe nazaran hatalı yapar. Muhafazakarlık, fikri benimsenmeye başlandığında çevrenin değişmesi de bir zorunluluk haline gelir. Çevre ve hatta zaman muhafazakarlığın radikal sınırları içerisinde değerlendirilmeye tabi tutulur.

Muhafazakarlığı doğuşunu etkileyen bir diğer faktör ise dindir. Din, insanların üzerinde manevi bir baskıya sebep olur, bu baskı insanları hata yapmamaya ve temkinli davranmaya zorlar. İnsan, geleceğin ne getireceğini bilmediği için tecrübeleriyle yakından tanıdığı geçmişine yönelmek ister. Din faktörü de özünde geleceğe duyulan korkudan kaynaklanmaktadır.

Bireylerin dini, dili ve siyasi görüşleri ne olursa olsun muhafazakar bir yapıya ve çevreye sahip olabilirler. Örneğin müslüman bir insanın muhafazakar olabileceği gibi laik ve demokratik bir insan da yine muhafazakar bir yapıya sahip olabilir. Günümüzde muhafazakar algısının müslüman ve sağ kesim yönünde birleşmesi büyük bir yanılgıdır. Bu yanılgının altında yatan en önemli unsur, muhafazakarlığın sabit ve belirli bir kitle tarafından kullanılıyor olmasıdır.

Conservatism olarak İngilizcede kendine yer bulan muhafazakarlık, esasında dış etkilere tamamen kapalı bir toplumsal düzeni öngörür. Ders, gelecekten değil geçmişten ve önceki yaşantıdan alınmalıdır.

Doğu ülkeleri ve medeniyetlerine baktığımız zaman, bu ülke ve medeniyetlerin çoğunlukla muhafazakar tabanlı olduklarını görürüz. İrrasyonel Doğu medeniyetinin asırlar boyunca devam eden geçmişe büsbütün yaşama iştiyakı onları yine büsbütün muhafazakar kılmıştır.

Muhafazakarlığın desteklediği iki ana başlık vardır;

– Dindarlık
– Milliyetçilik

Muhafazakar toplumlara baktığımızda din olgusunun hayatın ve bürokrasinin her alanında olduğunu gözlemleriz. Öte yandan milliyetçiliğin en büyük destekçisi muhafazakarlık olmuştur. Geçmişle iç içe yaşam, kıvanç kaynağı olabilecek unsurları doğurmaya yönelir ve bu da tarihi öğeler ve kahramanları doğal yollarla doğurmuş olur. Konuyla alakalı diğer yazılarımız;